30.01.2018

heavy souls* stranger than you

9 senedir blog yazarıyım(bu taslak yazıldığında 9 senelik imiş) hala fenomen olamadıysam bir nedeni vardır heralde...bloğun adını değiştirip bir antidepresan karşıtının antidepresan günlüğü yapsam belki olay olur...ablanız bir olay değil bir durum komedisi...
Malumat, akış, yorgunluk, sahipsizlik ,sahiplenememe ,yalan bilgi, umarsız medya araçları, kalp kuruması,küçücük çocukların panik atak olması ölümler, sıralı, sırasız sevgili arsız ölümler...
Yazabilirim zannetmiştim. Acı dolu bir komikliğin içinde.Biraz şair ruhlu kalabilmeyi başarabilseydim.
Ben ölmemek için antidepresana başlamışken kendimi puf diye ortadan kayboma isteğimi yok etmek için mücadele veriyorken yaşama isteğiyle dolu gencecik canların ölmesini anlamaktan çok uzağım.Ama çaba harcıyorum...Çünkü bir nedeni olmalı...Yıldızlarla hücrelerimizin benzemesinin yerdeki yıldızların,çöpteki çiçeklerin yeryüzünün ve gökyüzünün...
İşkence süremizi uzatan en son ölen umut...
Hepimiz itiraf edelim hadi

*Black Keys'i öpüyorum

yaralayan şarkılara gaydırıguppak çeviriler

James-Fine

I'm a boomerang
In the outback
Keep your throwing arm steady


So I get home
I'm a vampire bat
Haven't eaten in four days

Out in Shanghai
I've ordered in a Chinese takeaway

Bir bumerangım şehirden çok uzakta
Uzanan kollarını sabit tut
Sahip olduğum evde 
Bir vampir vuruşuyum
Şangayda görülen ve bu günlerde yenilemeyen
Ve ısmarlanabilirim japon alıp götürücülerinden.

I care more than I cry
I'm a phonograph baby
My wires are live
And I'm in crisscross
Fine. I feel fine

Sakladığımdan daha fazlasıyım.
Ağladığımdan daha büyük derdim.
Bir gramafon iğnesiyim bebeğim
Tel örgülerim capcanlı
Bir çaprazlamanın içersindeyim.
İyi.Kendimi iyi hissediyorum.

Full of cheap advice
I'm a suicide rookie
Blowing last call

Ben bir tavşan falıyım gelecek zaman habercisi
Zayıf önerilerim olur çoğu zaman
İntihar eğilimli bir acemi oyuncuyum
Son çağrıda vurgun yemiş

Care more than I can cry
I'm a phonograph baby
My wires are live
And I'm in crisscross

Bana sakladığından fazlasını göster.
Ağladığımdan daha çok dertlen benimle.
Ben bir gramafon iğnesiyim sevgilim.
Tellerim adeta canlı

Ve çapraz ateş altında bir yoldayım.

11.08.2016

Masumiyetini yitiren Mekali Kalkin'in en son oynadığı filmin Adam Green'in iphonela çektiği Wrong Ferrari filmi olduğu bilgisi doğrulandı


it's a funny battle,it's a constant game

Daha iyiye gidiyor bir şeyler sabah 5'te Tarkan dinlerken oynaya oynaya uyuyakaldım mesela
Aman psikolojime nazar değmesin...
Zira bilen bilir depresyon eğilimli intihar meyilli bir ruhum var.Özgürlüğüne kavuşsa geçecek biliyorum.Şöyle bir uzaklara gidip gözlerine baksa başka renkte başka başka insanların... Ayağı çıplak çocuklarla oyun oynasa...Egzotik meyveler görse rengarenk fotoğraflar çekse...Sırtçantasını taksa sızlansa da şikayet etmese...Keşfetmek için bakabilse dünyaya yeniden....Çok neşeli olabilse hatta manirebilse...Şu depresyon ninesinin hırkasını bi atsa omzundan...Bir oh çekse
Ah şu memnuniyetsiz şikayetçi tüketim çılgını ruhlarımız... Canlarınız çıkmasın huylarınız çıksın derler ya... İşte bana bir adet huy çıkarıcı ruhlara dost tüketime düşman...Dostlar başına...Dosstlar başına bir maceraperestlik bir adrenalincilik.
Motorsiklet kiralayıp Hindistan'a gezi yapmayı planlayabileceğim çılgınlıkta bir dost bulamadım
Olduğu zamanlarda da cesaret edemedim
Genşlere tavsiyem şiddetle güvenebileceğiniz sizi yarı yolda bırakmayacak dostlar edinin ve onlarla uzaklara gidin...30 yaşınıza geldiğinizde belki çok yaşlı hissediyor olabilir ya da o arkadaşlarınızdan biri ya da bir kaçını çoktan kaybetmiş olabilirsiniz.

3.08.2016

The Carnival Is Over

Daha önceki yazılarımda toplumun bilinç dışı ve toplumsal amnezi konularına değindiğim için bu katastrofik gündemle ilgili bir dirhem kelime etmeyeceğim...Keşke böyle de akademik makaleler yazabilmiş olaydım.
Kötüyüm
Ne zaman daha kötüsü olamazdı desem başıma bir iş geldiği için dememeye özen gösterirdim fakat can dostum yoldaşım dünyada belki de beni kusursuz sevgisiyle homur homur saran tatlılar tatlısı ballar balı pasaklılar kralı sevimlilik abidesi yumuşak kuyruksuz kedim Samim hayata gözlerini yumdu. Hayatımın en büyük acılarından birini yaşadım. Böğrüme öküz değil tüm dünya oturdu boğazım düğümlendi...Umarım kedi cennetinde koşup oynuyor bir gölgelikte miskinlik yapıyorsundur... Bencilce üzüntüm aslında hayatımda olan hiç bir varlığın  beni onun kadar anlayamayacağını bildiğim için belki...Bir yerlerde beni hep sevmeye devam et olur mu?
Sürekli miyavlama sesi duyuorum gaipten geçer heralde bi ara
Gömerken çok tatlıydı elleri yumuk yüzünde huzurlu bir ifade vardı onunla avundum.
Beni unutma sevgili dostum ha oralarda bir yerde babamı Narin'i Onur'u ve Gipsy'i bulursan onlarla da hoşbeş et...
Burada her gün seni özlemeye devam edeceğim...

21.06.2016

Umursamazlığım şekil önümden çekil

Yine The Organ çalıyordu ama bu sefer Brother'dı çalan şarkı...  Evet tezgahtarlık yapıyordum kanyonda Mercan Dede geldi tebrik etti yeni işiniz hayırlı olsun dedi hayatımda yeni işimi en içten biçimde hayırlayan kişi belki de oldur. Canım çok iyi bi adam. Hiç Mercan Dede dinelmedim. O günün hatrına adamın orjinal bi cdsini alayım arabam olursa takarım arabaya binenlere çok acayip bir şey dinletiyormuş gibi davranırım.Varın iş arkadaşlarımın müzik skalasını siz düşünün.Pop po Kral Pop. Ben de alıştım lan o kadar da aşağılık değil hele 90lar türkçe pop olursa tadından yemez...İş değiştirmeyi sevmem buna rağmen yaşıma oranla çok iş yapmış gibi hissediyorum bu uyuz fıtratımla. Garsonluk tezgahtarlık bi sivil toplum kuruluşunda ne olduğunu benim de anlayamadığım bi iş, yönetici asistanlığı,labratuvar cihazları pazarlamacılığı...
Çok şükür ki Die Antwoord dinleyen hatta konserine gitmeyi planlayan biriyle karşılaştım...Bu konu ile ilgili tatlış bir mutluluk var içimde.
Neyse gel gelelim 10 sene önce dinlediğim şeyler bi anda önüme çıkınca bi sevindiriklik hali hasıl oluyor bana. Onu söylemeye çalışıyorum birinci cümleden beri ama kendime engel olma hastalığım sağolsun yine iş başında....
Bitirmem gereken zilyon tane rapor ve bin kunduzla başbaşa bir günden daha merhaba..
Bu günkü ruh halim oruç kafa yaptı
Telefonumda yetersiz alan olduğu için whatsupı bile açamıyorum
Öyle bir umursamazlık hali
Öyle doğuştan bezginlik durumu
O biçim

24.05.2016

Yaralayan şarkılara uydurmasyon çevirmeler vol bilmem kaç**

*Sevgi ve hasretle Bowie'yi anarak

Rock 'n' Roll Suicide


Time takes a cigarette, puts it in your mouth
You pull on your finger, then another finger, then your cigarette
The wall-to-wall is calling, it lingers, then you forget
Ohh how how how, you're a rock 'n' roll suicide



Zaman bir sigara alır ve senin dudakların arasına koyar
Parmaklarının arasında dans eder sigara
Duvarlarla birbirinize bakma zamanıdır, acıtır canını, sonra unutursun…

Nasıl nasıl yapmayı aklından geçirirsin bilemiyorum yuvarlanan bir taş gibi kıymayı canına

You're too old to lose it, too young to choose it
And the clocks waits so patiently on your song
You walk past a cafe but you don't eat when you've lived too long
Oh, no, no, no, you're a rock 'n' roll suicide


Kaybetmek için çok yaşlı seçim yapabilmek için çok genç gözlerin
Ve saatler tutukundur senin şarkına
Uyduruk bir börekçinin önünden geçersin ama yiyemezsin çok yaşarsın yersen
Yaşamak istemezsin
Hayır yapma bunu sevgilim dans eden bir kaya gibi kendini katletmene izin vermem

Chev brakes are snarling as you stumble across the road
But the day breaks instead so you hurry home
Don't let the sun blast your shadow
Don't let the milk float ride your mind
You're so natural - religiously unkind

Frenler tutmaz bazen sen yollardan geçerken
Günlerin getirdiği canını yakar ama eve geç kalsan da varmak için acele edersin
Güneş doğmadan var ki eve onun senin gölgeni almasına izin verme
Ve vardığında eve uyanıp da içtiğin ilacın, senin derinlerine çekmesine izin verme, çikolatalı sütün içinde
Sen çok gerçeksin inançlı bir zalimsin kendine karşı (Bu kıtayı acayip uydurdum)

Oh no love! you're not alone
You're watching yourself but you're too unfair
You got your head all tangled up but if i could only
Make you care
Oh no love! you're not alone
No matter what or who you've been
No matter when or where you've seen
All the knives seem to lacerate your brain
I've had my share, I'll help you with the pain
You're not alone

Just turn on with me and you're not alone
Let's turn on with me and you're not alone (wonderful)
Let's turn on and be not alone (wonderful)
Gimme your hands cause you're wonderful (wonderful)
Gimme your hands cause you're wonderful (wonderful)
Oh gimme your hands.

Ama yine hayır diyeceğim sevgilim hayır yalnız değilsin
Kendini izlerken tek başına yine zalimsin hep kendine karşı
Kafan hep karışık kendi kafanı yaşarken bile
Sevdiğim şuna inan yalnız değilsin
Nerde yaşadığın neleri gördüğün önemli değil
Bütün bıçaklar senin zihnini yaralıyorken
Sen benim bir parçamsın sana kendi acımın içinden yardım elimi uzatırken
Ve şunu bil ki sevgilim asla yalnız değilsin
Yüzünü bana dön ve gör ne kadar yalnız olmadığını
Yüzünü bana dön ve gör yalnız olmadığını (sen tamsın mükemmelsin)
Ellerini bana ver ve gör yalnız olmadığını
Güzel ellerinle elimden tut ve gör yalnız olmadığımızı
Bana ellerini ver

*Nusret'e sevgilerle


9.04.2016

bol balonlu günler güneşli cumartesiler dilerim

Tabi mümkünse
Mümkün değilse de üzülmeyin
Hiç bir şey olmaz

19.03.2016

Arsızlık üzerine notlar

Sevgili elo shiy okuyucuları bu gün hepimizin hayatında en az bir iki tane olan ne senle oluyor ne sensiz cinsinden bir türle ilgili ayrıntılı bir gözlem paylaşımında bulunacağım sizlerle..öhöm evet konumuz; arsızlar.
Onaylanma isteği ortalama bir insandan çok daha yüksek olan arsızların pek çoğu çok sevdikleri insanların bile gözünün içine bakarak yalan söyleyebilirler.
Yalan söylediklerini düşünmezler çünkü en iyi yalan söyledikleri kişi kendileridir.Yalanı söylerken söylediklerinin doğru olduğuna çoktan kendilerini ikna etmiş durumdadırlar.
Genelde cesur olurlar dürtüsel davranışları olabilir.
Arsızlar sadece kendi dünyaları içinde o an için önemsedikleri şeyleri önemserler, karşı tarafı rahatsız edebiliyor oldukları o anlık süreç içinde akıllarının ucundan bile geçmez
Eğlenmek, güzel vakit geçirmek, mutlu olmak aslında temel amaçlarıdır.
İyi bir gözlemci oldukları için boşlukları kolaylıkla yakalarlar ve asla kaçırmazlar.
Acımasız davranabilirler,ama asla kötü kalpli olduklarını söyleyemeyiz.Yaptıklarından pişman olsalar da bu davranışı değiştirememelerinin temel nedeni kendilerini cezalandırma eğilimleridir.
Peki sevgili arsızlarımız nasıl arsız oldular...Bir dahaki gözlemyazımda bu gözlemlerimi sizlerle paylaşacağım beni özleyin anacığım byee


24.10.2015

.ok bye.

Para ile imanın kimde olacağı belli olmaz.O yüzden önyargılı olmamak gerek.
Bu gün gerçekten korkunç bir güne uyandım öncelikle binbir takla atarak ekranı çatlayan telefonumu yaptırdıktan sonra kısa süren mutluluğum tekrar mutsuzluğa dönüştü evet takriben 2 gün sonra tekrar düşürdüm ve tekrar çatlattım neyse böyle idare derim derken dokunmatiğinin bozulması da fevkaladenin fevkinde hisler tattırdı bana...Bergen ve ben yaşamışızdır ancak böyle hisleri...Bu parasızlığımın en dorukta olduğu ayda bana yapılcak şey miydi bu ah be telefon! 
Artık lise öğrencisi olan eski öğrencilerim ise hocam değiştirin bu artık ölmüş deseler de onlara inanmadım.Değişikliği sevmem.Değişikliğe alışamam.Kaostan beslenen bir ruhum olduğunu söylemişti zamanında psikoloji ile biraz ilgilenen bir dostum.Değişikliği sevmeyip rutinin içinde kendi kaosumu yaratıyosam demek...
Ha tabi sabah uyandığımda başıma gelen ikinci felaket ise Stark ve Ace'in yağmurdan bunalarak kaçmış olmasıydı...Çok haklılar tabi ben olsam ben de kaçarım çok kötü çamur içinde akan klübeleri var onlarla yeterince iyi ilgilenmiyorum her gün gezdirip yemeklerini vermek yeterli değil...Komşulara bakınca en azından ben her gün gezdiriyorum diye vicdanımı rahatlatıyorum ama yaşadıkları yerle ilgili bir düzenleme yapmak zorundayız...Bu konuda da becerikli marangoz arkadaşlar aranıyor.Param yok bana akıl vermelisiniz bence çünkü kafayı yemek üzreyim...
Belki de bir şairin söylediği gibi herşey kuşları suçudur da benim haberim yoktur...Umarım öyledir.
Kısaca para bende değilse dert bende derman sende Allahım diyerek sevgilerimi sunuyorum...
Kötü rayhatsular hissediyorum bir kaç Bleach bölümü izleyince psikolojim mi bozuldu acabaaa
Biri bana yardım etsin...Bu gerçek bir yardım çığlığı...
Biri ustaları arasın doğalgazcıya haber versin evi temizlesin banyoya fayans fln döşetsin...Bozhöyük'e gitsin fayans alsın ya da koçtaştan fayans alırken bana yardım etsin...Ya da en iyisi havadan bir araba düşsün...Bi tur binip vericem.
Ah bu ben...

oh no oh my


14.07.2015

kolonoskopi akapunktur çatı rutubet ürtiker limited

Elo Shity Cumhuriyetinden hepinize selamlar;
Galapagos adalarının adını bile bilmezken afedersiniz 2. sınıfa giden bir çocuk olan Çınar'dan öğrendikten sonra Çınar'ın hayatındaki değeri ve önemindeki artışla birlikte aknsiyetik bir şekilde üstün yetenekli çocukların eğitimi ile ilgili araştırmalar yapıp yetinmeyip konu ile ilgili  kongrelere katılıp sonra devletin bi anda karar verip henüz dersimi iyi çalışamamışken 2.3.ve 4. sınıf lar aynı anda bilsem sınavı uygulaması ile başlayan krizler bu senemi gerçekten kaoslardan kaoslara sürüklemişti.Çınar'ın zarfı unutup sınava girmemesi ise katmerli bir merhaba dememe sebep oldu kötü kaderime...Herneyse neyseki  Tarkan var Gülümse Kaderine diyip yoluma devam ettim.Benim yüzümden mi değil mi belli olmayan bir krizi yönetemedim.Artçılları ardılları Zeynepleri fazlaları eksikleri giderken vedalaşmayı unutan bağzı kişlerin okul kapandıktan iki hafta sonra konu ile ilgili muhattap arayıp içlerindeki tüm karanlık gizli kalmış o yingyangın içindeki en derin siyahı üzerime sıvalamaları ile taçlanmış oldum.Tüm bunlara rağmen işte öyle böyle bir sene daha geçti.
Çatı, rutubet, dolap,rutubet giderici boya, çeşitli hastalıklarım; egzama, ürtiker, boğazlarımın kudurk gibi şişmesien kötüsü  fissürardından gelen kolonoskopi  Karedenizli olan ünlü çatı ustasının çeşitli komikliklerini bile anlatmama fırsat tanımamış a dostlar.Bu arada acayip arabic fusion arabic alternatif rock müzikler dinliyorum Allah sonumu hayır etsin.Zaten geçen gün ramazan programlarından birinden öğrendiğim bir bilgiye göre öteki dünyada hepimiz Arapça konuşacakmışız...
Bu arada durmak yok magnum şifresi yollamaya devam bu yazın bitmek bilmeyen aktivitesi Porshe'un bana çıkacağına olan bitmek tükenmek bilmeyen inancım

Ay söylemeden edemiycem dinleyin bence siz de içiniz açılsın Yasemin Hamdan  solist grubun adı Soap Kills (Mert Sagite teşekkürü borç bilmek)

 İkincisi Mashrou' Leila üf dedirtti.

Tutun kollarımdan düşerim şimdi*
*Nooğlacağsa hadi sevgiler.




And if a double-decker bus , crashes into us



26.06.2015

Yaza giriş dersleri

Uzun zaman oldu yazmayalı...Hemen konuya girmek istiyorum.Yazamazsam kurdeşen döküp kanser olabilirim.En son mutfakta zen diye bir blog takip etmeye başladım.Sevgi ve kanserle ilgili duygusal dalgalanmalara soktu beni. O zaman bazen elo bazen shity olan kendi alanıma biraz elo olayları yazmaya devam etmeliyim dedim.2 senedir çalışmakta olduğum özel kolejde ve sanırım bir senelik sözleşme ile çalışan her özel okulda yaşanan gerilimler bu yaz döneminde beni gerçekten ve nedense her zamankinden biraz daha zorladı.Belki de yaşla ilgilidir.Bilemedim.Artık eskisinden daha mızmızım huysuz ihtiyarlığa doğru adım adım ahaha daha 30unda yaşlılığa öykünen bi kafa benimkisi.
Neyse ben buraya eğlenceli bir olay olan çatı yaptırma  işlemleri günlüklerimi yazmak suretiyle girmiştim.Tabii ki yine bir anda iç dökme tahtasına çevirdim.Bundan sonraki yazımın başlığı çatı günlükleri vol 1 olacak

Uzun zamandır seninle ilgilenemediğim için üzgünüm elo shity ama tell the bloggers that i'm back home.
Yeryüzündeki tek gerçek evim elo shity iken neden terketmiş olabilirim bu diyarı bunu diğer blog yazılarımda sorgulamak üzere sevginin gücüne inanın diyerek sözlerimi sonlandırıyorum.
Çeşitli matraklı yazılarda görüşmek üzere.
Öperim.

4.06.2014

Beckett'in çöp tenekesi

Hayatımda yeni maceralar olmadığı ve boş zamanlarımı uyuyarak değerlendirmeyi tercih ettiğimden ötürü upuzun bir ara verdiğim sevgili bloğum elo shiye selam olsun.
İs yasamında her şey aynı...Özel sektör özel sektördür.Life is life.Aynı yoğunluk, bir iki tık farklı kafalar... Vacayna diyen birinci sınıflar g.t gogosu diyen 3. sınıflarla yarısıyor terbiye hududtlarında...Sadece üzülüyorum.Üzüntü ve muz kabuğu çizgi filminden haberdar olamayacakları bir çağda teknolojinin kullanımının en üst düzeyde oldugu bir toplumda cocuk ruhunun durumu gittikce yolundan sapıyor diye...Elbette cocuk komiklikleri güzel.Dünya üzerinde kötü sözcükler var.Bu sözcükleri sihirli bir değnek yardımı ile yok etmek istiyorum.Elbette olmuyor.Olduramıyor kimse.Bu şekilde yaşamaları gereken bir çağ demek ki diyip kendimi kandırıyorum.
Gelgelelim blog yazımın asıl konusuna: Rüyamda yurtdısında bir edebiyat fakültesinde master yapmısım ögretmenimiz Samuel Beckett ise bizleri bir amfide toplayıp küçük bir tören yapıyor bizim için.Etrafımdakilerle Türkçe konuşuyorum Beckett bu olum bize bi sürpiz hazırlamıştır sıradan bir tören olamaz gibi bir takım şeyler konuşuyorum.Ben zaten Ali Akayın öğrencisiyim diye hava fln atıyorum sınıf arkadaslarıma.Tek ders sınavında Ali Akayın sınavı yaptıgım yerde klimayı acması dısında herhangi bir sohbetimiz yok aslında sadece meraba meraba.Ama iste rüya bu ya Ali Akay ile Beckett eski dostmus.Neyse gelgelelim Beckett bize süpriz yapmıs gercekten diplomaları dagıtıyor ama sınıftaki enleri secmis kendince bi de geri dönüsüm çöpleri gibi çöp tenekeleri var metal onların ağızlarına bizimle ilgili birer cümle yazmış.Bu arada cümleler İngilizce.Bana ''Sınıfın en iyi anlayanı ve ifade edeni'' gibi bir şey yazmış ben öyle çeviriyorum İngilizceye o an.Sonra eşim Nusret'in İngilizcesi çok iyidir belki bu deyimdir ona sorayım eve gidince diye düşünüyorum.Düşünür düşünmez Nusret orda bitiyor diyor ki çok da sevinme seni üzmek istemmem ama bu bir deyim ve boş boğaz anlamına geliyor diyor.Yine de üzülmüyorum kendimce iyi bir şey dediğine inanıyorum biraz şüphe de ediyorum çünkü 4 5 kişi için yorum yazmış Beckett diğerlerine yazdığı yorumlar hep kötü bi tek benimkisi iyi olamaz ters köşe sevmediklerinde iz bırakmak istemiş olabilir diyorum ama beni sevmemesi bile hoşuma gidiyor.Sonra evimize gidiyoruz ve bahçemizde brokoli yetiştirmeye çalışan bir bahçıvan ile muhatap oluyoruz.Çok hızlı evimize döndüğümüz için ışınlandığımızı düşünüyorum.

Unutmadan paylaşmak istedim işte.
Raci hoca gibi yazımı sonlandırırken bir özlü söz söylemeden geçemiycem.
Anlayana sivrisinek saz anlamayana kurufasüyle pilav az...Hehe çok şakacıyım.

Evini su basan dostum Aysegüle sabır ve kolaylıklar Nusrete ise zihin acıklığı diliyorum

24.07.2013

bileşik kaplar prensibi (prezentıbıl)

Uzun bir aradan sonra yeniden Merhaba
Madem tez yazamıyorum blog yazarlığına neden devam etmeyeyim mottosuyla ilerlediğim bir yazıma daha hoş geldiniz. Bu minvalde sizlere öncelikli olarak bahsedeceğim konu yoğurt kapları, kullanım alanları ve Anadolu coğrafyasında kullanım şekilleri ve dünya kültürüne etkileri...
Bir çoğumuzun çöp olarak kullanılmasından dahi tiksindiği estetik olarak mutfak lavabosunun yanına yakıştıramadığımız ama nedense geniş ağzı ve küçük boyu ile işlevselliğin son harikası olan yoğurt kapları ve inatla yoğurt kaplarını yıkayıp saklayan anneler annelerimiz. (konunun çok boyutluluğunu anlatmaya kelimelerimin yetmediğini çoğunuz anlamışsınızdır)
Mutfakta tiksindiğim iki öğe varsa biri sarı bez diğeri de içine çay dökülmüş yoğurt kabıdır.Gel gelelim insan 30'lu yaşlara yanaştıkça yoğurt kabının aslında ne kadar da önemli bir araç olduğunu çok daha iyi anlıyor.40 yaşıma yaklaşırken sarı bezleri sevmekten çok korktuğumu da yeri gelmişken söylemeliyim sanırım.
Aşırı çalışkan mesai manyağı mesaiden sonra kurs kovalama delisi olan yüce ben çağdaş drama ve işaret dili kursuna gitmeyi planlarken kendimi aynı yerde bulmuş olacağım ki evde kral tv karşısında dandik bir şarkının sözüne takılıp ağlarken yakaladım kendimi.Hemen  façayı düzeltmeliydim hipster arkadaşlarım bu sırrı bilmemeliydi ya da aşırı komik bir şey yapmışımcasına bunu abartarak anlatmalıydım ki coolluğuma cooolluk katılsındı. Ahaaaha siz hiç kambur bir cool gördünüz mü ben bizim dönemimizde hırkalı grunge kambur tipe o kadar ruhumu kaptırmışım ki çılgınlık seviyeleri değiştikçe bu kamburesk modelden vazgeçmek istesem de sırtıma yapıştığından mütevellit ara tarzlarda dolanıyordum.Yeni savunma mekanizmamsa gerçekten çok daha kullanıma elverişli şöyle diyorum insanlara belki benim idolüm Suna Pekuysal ne biliyonuz?Ne biliyonuz amk(tabi bunu yüksek sesle dillendirmek 30 yaşında biri için doğru olmayacağı için, haklısınız gençlikten kalma gereksiz bir duruş bozukluğu diyerek gülümsüyorum tüm pozitivitemle)
Neyse gel gelelim yoğurt kabının faydalarına... yemek yapmayan evli bir yaratık olduğum için sağolsun varolsunlar anneler annelerimiz bize ellerindeki tüm saklama kapları ile yemek gönderdikten sonra artık gönderecek kap bulamayıp yoğut kabı kullanmaya başladıalr. Tüm vatana millete hayırlı olsun

Burgaz adaya giderseniz ekmekçi amca var o koca oyuklu ağacın yanında ona selam söyleyin...Beni bilen bilir.O da bilir.

Doğancan Kısacığa sevgiler..(İç mimar olman için tüm dünyayı seferber ettik şu anda meleği,insanı, iç mihrakı rahat ol emniyettesin)

22.07.2013

13.04.2013

Falafelcilerde inecek var

Öğrencilerimizden bazıları elbette çılgın elbette okumak istemiyorlar hele lise son bir alternatif tayfa var ki gerçek bir cümbüş.Neyse bu çılgın ekipten sakin kafalarda bir  gencimiz olan Akın  çiğköfteci mi açsak hocam fikriye benim içimdeki girişimci ruha ışık  verdi akabinde benim beynimde yanan lambalar kesinlikle falafelci açmamız gerektiğini söylüyordu ancak falafel kelimesini hatırlamam yaşlı biri olduğum ve saçma angaryasyon işlerim olduğundan mütevellit bi yarım saati aldı. Akın bu esnada sakinliklerdeydi beklemeye devam etti yeni müziklerden ne var dedim bişiler açtı bilgisayardan ama çok sevmedim güzel dedim tabi rocker gönlü kırılmasın diye. Bi kaç gün sonra tabii ki falafel kelimesi aklında asla kalmayacağını tahmin ettiğimiz üzere Akın neci açacaktık  hocam deyüverip geldi aynı gün Nazikkol ailesinin annesinin yerdeki kertenkeleyi bana haber vermesine tekabül ediyordu. Gel gelelim kertenkelemizi odamızın evcil bir hayvanı kabul ettik su verdik  fakat içmedi. Nazikkol ailesinin en küçük üyesi bana abisi ile yaz tatilinde nasıl da kertenkeleleri öldürdüklerini anlattı ben de bunun yanlış bir şey olduğunu anlattım içim parçalanarak ve kertenkele fobimi unutarak.Çünkü ben  ne de olsa bir rehber öğretmendim ve çocukları bazı konularda uyarmak benim işimin bir parçasıydı.  O esnada kertenkelemize bir ad koyma vakti gelmişti çünkü rol çalmaya başlamıştı ilgi odağının kertenkele olmasından aslında bi nebze hoşnuttum.Onu kullanarak eğlenceli bir şekilde rolü ondan çalmam gerekirdi.Akına babasının ismini sordum.İsmailmiş benim de dedemin ismi güzel İsmail olsun madem bu kertenkelenin ismi dedim yoksa ismini kerti koyacaktım neyse ki bu uyduruk isimden kurtuldu hayvancığız.Sonra bir güneş gibi odamıza Işınsu geldi gelecekte yapmayı planladığı pis işlere öğrencilerimi bulaştırmayacağına söz vermesi karşılığında kertenkeleyi ona armağan ettim.Işınsu ışık hızı ile koşarak kantinden kertenkeleye uygun bir çikolata şeker kabı buluşturdu daha önce de kertenkele baktığını söylediği için İsmaili ona vermemizin doğru olduğunu düşündüm hem biri ona basıp suyunu çıkarabilirdi.Oda her an çeşitli tehdit unsurları teşkil eden eşgallleri belirsiz ergenlerde dolup taşabilridi.Işınsuya İsmailin ismini değiştirmemesini salık verdim yanına bir isim daha eklemek istediğini söyledi olur dedim.İsmail şimdi ne yapıyorduk acaba gecenin bu vaktinde aklıma düştü...
Tüm bunları Starkcığımızın yemeğini beklerken oyalanmak için yazmam elo shitye bir dönüş mü acaba diye düşünürken uyuyakalmış ruhuma merhaba dedim
İyi geceler Eskişehir Peyote....(her nerede yaşatılıyor ve yaşıyorsan)

3.12.2012

deep

Bir robot olmadığımı kanıtlayamadım çünkü yorum yaparken o kutucuğun altındaki yapışık hafrleri ve yazıları bir türlü doğru okuyamıyor ya da yazamıyorum.
Günlerden pazartesi 4 senedir tek tatil günüm olmasına rağmen pazartesileri de en az pazarlar kadar sevmiyorum.
Doğuştan depresif biriyim sabahları gülümsemekse en büyük isteğim. Yeni iş ve oda arkadaşımın da depresif biri olmasından hoşlanıyorum.Birlikte saçma şarkılar dinleyip ehehe intihar edelim espirisi yapabiliyoruz.Hatta iş çıkışları bu günden hoşlanmadım yarını da sevmeyeceğime eminim diyebilmenin inanılmaz hafifliği. Tabi ki bazen eğleniyorum, kocam bulaşık yıkarken daha hızlı davranabilmem için kulağıma hızlı müzikler taktığında mesela.
TÜM BUNLAR DEĞİL DE en son blok yazıma yorum yapanların SÜNET ORGANİZASYONU, MİTSUBİSHİ KLİMA SERVİSİ, ZİPPO MODELLERİ, NOTEBOOK YEDEK PARÇA ve KURŞUN GEÇİRMEZ CAM  olmasının bir anlamı olmalı mı olmamalı mı?

*dengesiz ve depresif biri olmama rağmen hala değişebileceğime inananan kocama binlerce teşekkürler.

12.05.2012

doğruya doğru dayvu

Dün gece çok gereksiz bir iki şeyi aramaya koyuldum.
Gereksiz oluşları aslında tamamen gereksiz bir vakitte aramaya koyulmamla  ilgiliydi.
Aradığım tek bir şeyi dahi bulamayıp milyonlarca anı tekrar hissetmem zaten içimde pineklemekten epeyce hoşnut olan öküzü uyandırdı.Hiç bir şey tamamlanmamıştı.Her şey eksikti..Kendimi tebrik ederek karıştırmaya devam ettim.Defterin birinde üniversite tercihlerimi buldum Mimar Sinan yanında parantez içinde "anlamsız " yazıyor, sonra arka sayfayı çevirip yeniden bir sıralama yapmış ve bir numaraya yerleştirmişim.Hatırlıyorum gitmekte kararlıydım Ankara kulesine yakın bir yokuşta yaşamak gibi şimdi aşırı garip gelen bir hayalim de vardı. O sırada en yakın arkadaşlarımdan birinin  Mimar Sinan'da gördüğü yeşil hırkalı kızı uzun uzun anlatışı fikir değişikliğimde etkili olduğuna emin değilim ama şimdi bana kesin öyle olmuştur gibi geldi..

17.04.2012

to draw a lob somewhere


insan aklının mukadderatı

Ya da

Yaşamda ölmelerdeyiz yalnız, ölmede tüm sevdiklerimiz yanımızda.

5.04.2012

coney island

dün aşağıdaki teyzenin gömleğinin benzerini giydiğim tarih.havalar bulutlu.dalgalanıp duruluyorum.hiç bir şey olmaz

25.03.2012

23 saat

dün gece aynaya baktım
sadece bir serseri olabilirmişim gibime geldi (serseriyi hangi anlamda kullandım o an tırnak içine aldım mı almadım mı tam olarak hatırlamıyorum)
bütün gece bitimsiz bir huzursuz bacak sendromu
habire ve boşuna düzen arayışları.beyhude çabalar.boş beleş goygoycu bir iş.üstelik yorucu ve az paralı.
harkuladenin harkında.
bir sonraki sene selam verilmeden geçeceğine adım gibi emin olduğum 13 14 yaşlarındaki genç dimağlar.
anlık bir sevgi yeter ki olsun da.espirime gülsünler de günü kurtarayım.haha
.kalbime oturan öküz  kalbime oturan öküz söz öbeğini tekrar ettikçe artan ağlama isteğim.bahar depresyonu çok ağır ve hiç komik değil.
ve ara sıra soranlar oluyor kimseyi ilgilendirmediği için
aklımdan bu gibi şeyler geçtiği için yazmıyorum.
hepinize iyi günler bol güneşler.
buralar feridun düzağaç şarkısı gibi siyah çirkin karanlık

14.01.2012

ancak bu kadar kızabilen biri olmak çok zordu

konu ile alakasız aynı gömleğin yeşilini giymek için yazı beklemelerdeyim

6.12.2011

flawless stability

Her şey hızla değişiyor ve değişime ayak uyduramayanlar hızla dışlanma çizgilerinin üzerinde yürümeye mecbur kalıyorlar.Bu konu ile ilgili çektiğim acıları çok uzun iki cümle ayrıntılandıırmıştım ama elo shity ruhunda değil o yüzden vazgeçtim.
Vazgeçtim ve sildim o cümleleri kusursuz bir kararlılıkla..kusursuz bir kararlılıkla yapabildiğim tek şey söyleyeceklerimi ertelemek ve ben bunla nedense açıkça gurur duyuyorum. Çoğu zaman sinir bozcu bir huy olarak görülüyor etrafımdaki türdeşlerim tarafından.Oysa insan türü gereği gerilimli bir varlıktır ve çoğu kez kusursuz bir kararlıkla vazgeçip söyleyemediklerinin gururudur ona hüzün veren.Ah bir bilseler her gün ne kadar çok onların istediği insan olmayı dilediğimi.
MERHABA hayatıma hoşgeldiniz...En sevdiğim insanlara söylediğim yalanlardan özür dilerim.

*(Nusret belki burdan okuyunca daha az sinirlenirsin stajım şubat ayında kalkacakmış.boyun eğmiş bir yaratık olduğum için her ne kadar sabahları korse takıp yürüyüş yapsam da hüzünlü bakışlarımın üstesinden gelmeyi bir türlü beceremiyorum...)

2.11.2011

7.10.2011

mavişelim

hello shity you are so meaty
Merhaba uygarlıklar tarihi merhaba sembolik mantık iki.
Mantıksız ve matematiğe yatkın biri olmama rağmen matematik bölümünden öğrencilerin yoğunlukla aldığı bir dersi almaktan garip bir zevk duymam ve dersi anlıyor olmam gerçekten çok garip.İnsanlar yaşlandıkça daha zor öğreniyor diyenlere sakın kulak asmayın canlarım.Tabi tüm bunlar bu dönem de tezimi yazmamam için kendi kendimi sabote çalışmalarımın bir parçası da olabilir.Kimseden çekmedim kendimden çektiğim kadar.ah be güzelim Rimbaud iyi demişsin hoş demişsin ben bir başkasıdır diye ama gel bunu bi de bizim müdüre anlat.
Evet bu arada Ayşegül'ün bana sür ama diye verdiği mavi ojeyi sürerken kendimi yakaladım.Ayşegülcüğümün sözlerini her zaman dinlerim.Geç de olsa...Bütün öğrencilerim küçük sırlardaki Heves'in ojesi diye tüm dönem boyunca beceriksizce sürdükleri için bi nebze tiksinmiştim ama şimdi iyi geldi.
Siz siz olun yurtdışı gezilerinizde çok sevdiğiniz bir müzisyenin konserini kaçırmayın,sonra bünyede derin üzüntüler yaratıyor anlamsız yere benden söylemesi.*

*Berlin'de kapısına kadar gidip geç kaldığım için içeri girmeye cesaret edemediğim Laura Veirs hanımefendiden özür dilerim.Ne kadar severim sizi oysa.


16.06.2011

tey tey

Merheba
Eğer ' o ' ben ya da çok yakın bi arkadaşım değilse kısa saçlı ya da küt saçlı kadın asla sevmem hemen bok atarım.ama 40 yaş üzeri ise iş değişir o zaman saygı duyarım.Ne alaka bilmiyorum şimdi bi boşluk oldu ya hayatıma eski günlerdeki gibi serzenmelerli blog yazıları yazmaya başlamak için çok uygun zamanlamalar.Bu ahval ve şeraitten ötürü ıptıs.
Gelelim hayatıma...
Mesela gün geçmesin ki Nuran Ç yeni bir telaşe ile gelmesin yeni bir tatil gününe daha usta sesleri yağlıboya kokusu alınteri ile başlamayalım işte böyle zamanlarda içimden genelde ağlamak geliyor.
İçimden çok saçma zamanlarda ağlamak geldiğini ise dünya bilir mesela spiderman 2
En iyisi bu gün ne giysem izlemek(Şaka şaka tez yazıcam)
Bol dopaminli günler dilerim.

6.02.2011

down by the water

çok mutluydum uyanır uyanmaz önce james'den dr hellier akabinde blur'dan fool's day çalmış idi.bunu yapan tabi ki eskişehir yer yüzündeki herhangi bir radyo değil winnap şafılımdı.adeta dün gece çektiğim tüm acıları bir kenara atmış akın'ın en sevdiği dostu nusret için göndereceği parayı alabilmek için iban nomu işbankasından öğrenmek bile işkence gibi gelmemişti.(münferit işlerdeki başarısızlığım akın numaranın yanlış olduğunu ve ankaradan yeniden deneyeceğini belirtti cevab veremedim) olsun yine de hiç üzülmedim ne gece 3'te uyumuş olmam ne de dün gece sinirlerimi bozmuş olan alo 185 hattındaki kendince iyi niyetli adam gelyordu aklıma..
çünkü o anda da i am kloot'dan lately çalmaktaydı.what abaout god dedi gibime geldi şarkının sözü.seneler önce olan i am kloot konserinde en yakın dostuma yaptığım dünyanın en büyük kötülüğü hiç mi hiç aklıma gelmedi.çünkü üzerine kibariye çalan winnapım beni mutlu etmek için içinde arta kalan tüm müzikleri kullanıyor gibiydi.harddiskimin çöktüğü bile aklıma gelmemişti.ne 5 senelik müzik arşivi ne anılarla tüm o güzel üniversite yılları istanbul fotoğrafları muziplikleri geldi aklıma.evet her şey yolundaydı aynaya baktığımda gördüğüm yağlı saçlı bir kız değil koyu siyah saçlı hafif dalgalı fön çekilmiş dünyanın en güzel kadınlarından ikincisi olmalıydı.ta ki geçen ay boyunca keçi boku kıvamında kakalar üretip dupalac, aktivya, kuru kayısı gibi bir takım kolay yapıtrıcı maddeleri kullanana kadar yaptığım en iyi kakayı yapmaya başlayana kadar.EVET DAHA MUTLU OLAMAZDIM.işe başladığım günden beri yapabilmeyi başardığım en güzel kıvamlı ve kokulu kakayı yapıyordum.tek üzücü nokta gece alo 185 çalışanının takdiklerini hiç sorguamadan uygulayıp kartın üzerine tükürdükten sonra etek pantol ne varsa üzerinizde ona sürün şimdi takmayı deneyin uyarısını birebir uygulayıp sonuç alamadığımı hatırlayana kadar. ama iyki nuran çubukçu ile yaşıyordum çünk bir yerlerde kesilen sular için sadece annelerin saklayabileceği sulardan istif etmişti. canım annem.sonuçta küçük bir bok parçası asılı kaldı klozette su bile dayanamadı o güzel haşmetli kakamın hepsini öylece kanalizasyona teslim etmeye.su kesikliği halen devam ediyordu ve 10 snde bir duyulan o acı uyarı sesini unutmaya çalıştığımı hatırlayarak güne MERHABA dedim.

15.12.2010

21.11.2010

dört dörtlük bir dört ayak olduğum geçeği

9 günlük tatilin özeti kabızlık ve bir takım yorgunluklar olmamalıydı.
'ben bu tatil çok güzel diynendim hiç evden çıkmadım' diyen gürkan emekçiye azıcık özendiğimse çok doğru.bizse nusretle türlü şaşkınlıklar, türlü koşturmalar içerisinde herkesin gönlünü hoş tutmaya çalışırken herkesi küstüren insan çeşidiyiz.İşleri ya da imkansızlıkları olunca insanlara onları önemsemiyomuşuz gibi gelmesini bi türlü anlayamayan iki obsesifin acı dolu hikayesi ile pek yakında sinemalardayız.(yes man tadında nusreti jim carrey oynıycak beni de katy perry oynayabilir daha karar vermedim)
Evet sevgili elo shity sana yazmadığım zaman dilimlerinde ciddi bir ilişkiye adım atıp ilerleme kaydettiğim çok doğru.Giderek sağlıklılaşıyorum.
Burdan sesleniyorum ki sevgili doslar:
yemin ederim biz(nusret bizlik algım gelişti diye ço sevinsin) birazcık bencil olsak da, insanüstü sevgi doluluğa sahip insanlarız; ama davranmayı açıklama yapmayı gerçekten hiç bi türlü bilmiyoruz ondan hayatımız bir mafolmalar silsilesi olabiliyor.4 tane balık burcu çocuğumuz olsun sevgi doluluğumuzdan herkesi tiksindirelim, ev içinde sürekli hiç kimse beni sevmiyo diye ağlayan ya da azıcık başımı okşar mısın diye yavaran insancıklar olsun fantazimiz ise çok gerçekçi.

özel hayatımı ballandıra dalandıra anlattığım bir başka blog yazısında yeniden buluşmak üzre.
Tanrı David Pajo'yu korusun. Ne varsa David'lerde var.

20.10.2010

6.10.2010

pretty girls make graves*

hayatta en samimi bulduğum şey son günlerde yılmaz morgülün twitleri olduğu için kendime karşı anlamsız ağlamaklı bir buruk duygu içerisindeyim.bu aralar ya 26 ya 27 yaşındayım ondan da emin değilim.eskiden hala yaşayıp yaşamadığımı kontrol etmek için yazı yazıp yazamadığıma bakardım insepşın hesabı at cebe bi nesne ağırlığını kontrol et.karabasanım geri döndü rep şeklinde.keşke korksaydım karabasanımdan.

melih bekket diye öğrencim var ona samuel beckket kitabı hediye edeceğim için seviniyorum bi tek.küçük mutluluklar.yangın öğretmen kafaları.

içimde hep bir ağız dolusu küfür(tutmasam şiir olacak yazdıklarım)

o düzensiz ruhlarınız ehlileşemeyen halleriyle hayatınızda hiç yerim ve zamanım olmadığından başka bir şey anımsatmıyor bana ne yazık ki.

bazılarınızın telefonlarını açamıyor

bazılarınızın yazdıklarını okuyamıyor

bazılarınızıysa ibadet ediyorum yıllardır.

tümünüzdeki eksiklerin nedeniymişim gibi
türünüzdeki eskiklerin kusursuz nedeniymişim gibi.

* I'm not the woman you think I am
I'm not the woman you think I am
I could never be your woman



30.09.2010

28.09.2010

kendimi şanslı hissediyorum! (müzik köşemiz)

kanatan şarkı mealleri (durmak yok yola devam)
Julien Plenti-No chance to survival
part 1

There's no chance survival, and no hiding place.
Hayatta kalmaya fırsat yok ve saklanacak bir yer de.
you must be my rival, I remember your face.
Sen benim hasmım olmalısın, yüzünü hatırlıyorum.
a sweeter denial's become familiar to taste
Tatlı (anlamazlıktan gelmelerinin,esirgemelerinin) inkarlarının verdiği his aynı(tadı aynı)
there's no chance survival and no hiding place
maceraya fırsat yok ve saklanacak yer de.
you can live your whole life in a cave, man. you can learn to love uncertainty.
tüm yaşamını bir mağra kovuğunda geçirebilirsin adamım
belirsizliklerle dolu bir aşkı yaşamayı öğrenebilirsin,belirsizliği sevmeyi.
And I won't spend my whole life without some cold disregard for the sweet sleep, eternity.
Ve ben tüm hayatımı bazı soğuk umarsızlıklara katlanmaksızın geçiremem(soğuk umarızlıkların olsa da gel sevişelim)
sonsuzlukta tatlı bir uyku için(sen beni öldürüyorsun)
may you be praised for all your ways tonight
may you be praised by many ages tonight

Tüm çözüm yolların için kutsanabilirsin bu gece
asırlar süren bir kutsanma (asırlardır yalnızım pişmanım alın yazım)
there's no chance survival
and no side to take
kurtulmak ve taraf tutmak için şans yok
(YANIMIZA ALABİLECEĞİMİZ GERİDE KALAN HİÇ BİR ŞEY YOK)
I'd be less than primal
with no heart to chase
bir ilkelden daha aşağılık olabilirim
olmayan bir kalbi kovalamak için
when something so vile has become so commonplace,
i know there's no chance survival.
alelade bir biçimde o sefil anlar gelip çattığında
hayatta kalmaya göre bir şey olmayacağını biliyorum.
to the flesh now we race!
cismimizle biz yarıştayız şimdi(beden bedene)

your beat kicks back like death


ne zaman ,nerede? kim bilir?

23.09.2010

aşı koldum

hello şiti
sabah mahmurluğunu en sevdiğim öğrencilerimden buğra ilen paylaşmak bedeva,bin takla bin yalanla konser kovalamanın tadı vazgeçilmez.O sabah terslikler silsilesinin başlangıç noktasıydı şaşkın şaşkın yaşar abiyi bekliyor idim.Cüzdanımı dershanede unuttuğumdan dolayı o günün bir öncesi olan günden başlayan bir negatif duygu vardı evrende.Oysa ben bu evrende en çok ayşegülü seviyoridim.'Buğra the saf' okulda kendisini sabahçı zannettiği için yapacak hiç bir şey bulamayıp her zamanki gibi kendisini dershaneler sokağına vurmuştu. Biraz hayıflandı akabinde tam bir öğretmen gibi 'akılsız kafanın cezasını zaman verir' dedim. (akıl verme konusundaki başarısızlığıma güldüm) 'evren bana karşı boşversene buğra' dedim.Aynı akılsızlığın kurbanı olduğumuz için ikimiz de bekliyorduk tabi ki beni ciddiye almadı 'siz mi uydurdunuz hocam' dedi,çünkü dünyada tek inandığı insan apartman komşusu Oğuzhan Şakardı.Tabi ki Buğra benimle oturmadı ve en çok sevdiği şey olan şöyle bi dolanmak eylemini gerçekleştirmeye gitti. Bu esnada Mehmet Abiyi aradım, Yaşar abi hangi taraftan gelir sorumu hiç garip karşılamayarak sırtını dershaneye verince soldan gelir diyerek anında sorumu yanıtladı. Bu saatte bu informeyşına vakıf olabilecek tek insan oydu doğru insanı aramıştım gülümseyerek telefonu kapadım.aslında dev mutsuzdum...ilk defa ne istanbula gitmek ne de çok merak ettiğim bir konseri izlemek hiç bir türlü iyi gelmiyordu. Buğra ara sıra yanıma uğrayıp saati soruyodu ve saatinin olduğunu ikimiz de biliyodurk.Saati çok iyi takip ettiğim için ona bu konuda harika bir rehber oldum. Sonra trende ters giden koltukta karşımdaki insanlara baka baka uyudum.
bu maceranın sonu.

6.08.2010

vantilatör ile fanfinifinfon

merhaba güneş,şu an başka bir yarımküreyi aydınlatsan da seni ne çok sevdiğimi bilirsin.
bu gece teeğ alamanyalardan yakşalık şubat aylarına tekabül eden bir zaman dilimide bir gün bir dost meclisi olur diyerek getirdiğim ve özenle sakladığım viski rengi ama tatlı geleneksel alman içksini içerken kendimi yakaladığım bir günden sesleniyorum size...(sevgili güneş dostum biraz az ısıt şu dünya kardeşini aynı sistemin yolcusuyuz nihayetinde)öhö ehem.neyse konumuza dönelim.nasıl olacak hiç bilmiyorum...şimdi aşağıya öyle örme pokemon maskeli insan koyunca da ayvalık yazlık geceleri terasta en çok anlatılan ve üç ayrı dile çevrilmesi zaruri bir fıkra olan fadime ile temel'in örme kondomdan olma süzme çocuğu geliverdi aklıma.aklıma tükürmek bedava.bi ara yoğun istekleriniz olursa elbette bu fıkrayı da anlatırım size bülbüllerim.ama bilirsiniz ki kafamdaki konuları sabote etmek de bana hep bedava.konusuz film gibiyim,en vefalı yarim pek sevgili canan teyzemin verdiği vantilatör.evde elvis presley tribüt keyfi de bedava,ah mustafa sandal ah terkedilmek bedava demeyecektin o senesi.
bir insan üç gözlüğünü de iş yerinde unutmamalı, eğer öyle yapıyorsa da lensle daha uzun süre bilgisayara bakmamalı sevgili elo shity.canımsın.
ne olduğu belli olmayanbir yazıyı ortasında sonlandırarak rakınrol dolu bir gece dilemekten başka çarem kalmamış.
*sinirini zıplatmayı nasıl oluyorsa her seferinde başarabildiğim tüm terazi kadınlarından özür dilerim.

cuma geceleri ve pazar sabahları evde olunca içinize çöken yalnızlıkta takınız: örme pokemon maskesi(meme bedava)

27.07.2010

'hello my love, my love goodbye' diyen J. Richman lezbiyen barda yakalandı!

kafamdaki ametist taşıyla seslendiğim bir günden merhaba sevgililerim.
annemin aramızdaki gerilimleri azaltmak için bulduğu çareler volüm 1 dizisinden ve bittabiyki en sıcak günlerden birinden(annem bile benim yaradılışımın gergin olduğuna inanamıyor 27 senelik anam garibabam)
negatif enerjiyi pozitif enerjiye dönüştüren ilk ve tek taş olarak gördüğü ve inandığı ametist taşını önce saksıya gömdük 24 sonra çıkardık canlarım, bana plesibo bi neşe geldi kafama bunca zaman patates bağladığım günlere yandım.istanbuldan döner dönmez anneme yalan söylemeye kalktım asla yemedi,utancımdan yerin dibine girdim. anne bak ayakkabı ayşe almış küçük gelmiş bana verdi dedim gelir gelmez bana yalan söyleme yasemin onu ben gördüm gitmeden önce dedi, geçen sene de yalan söylediğim için tokat atmıştı yalan değil.(oo yeah aile içi şiddeti bazen seviyorum)
yine bana uykular size iyi eğlenceler sevgili dünya vatandaşları.
yazım devam etseydi bi yerinde güzel güzel başlıkla bağdaştıracaktım ama yine olmadı.bu arada rüyamda bile sbs tercihi yapmaya başladım hayırlı uğurlu olsun vatana millete simitcilik ve ekmek yapımı diye meslek lisesi bölümü yarattım,yaratıcı rüya görme kurslarıma katılabileceğiniz başka bir lokasyonda tekrar görüşmek ümidiynen.
içinizden sevgiyi ve umudu eksik etmeyin canlarım...bi gidince gelmiyor kendimden biliyorum.
şifalı taşlara yogaya inanan spordan hoşlanmayan blok
elo shity

26.07.2010

12.07.2010

bazen elo bazen shity

bill cosbynin doğum gününden hepinize merhaba sevgili elo shity dosları.
benim yüzmden değil ama büyük usta kaan sezyum yüzünden sevgi moda oldu.sevginin moda olmasına gülüyorum.inci sözlük laflarına bayılıyorum henüz hayatımda kullanımım olamadı.beni bilen bilir ingilizce what a poor girl denilecek hayatım var. türkçe meali ah zavallım.dört yanım isyan.9 saat ara vermeden çalışmamsa tamamen benim anlımda enayi yazmasıyla ilgili.belki teoman belki niçe belki zerrin özer hangisi hayatımı bu kadar etkiledi bilmiyorum ama hayatımın bir anınnda ya da ana rahminde yoruldukça kaybolur acılar ve beni öldürmeyen şey beni güçlendirir ilkelerine derinden bir inanç göstermem beni bu aralıksız soluksuz çalışmalara itmekte...
bu kadar iş yorgunluğu serzenişinden sonra yeminle benim de keyfim kaçtı...iki çocukluk anısı anlatmaktı amacım.şikayet panosuna döndü ortam.ali ergur öğretmenimin dediği gibi karnaval için emek gerekirmiş, şimdi pek inandırcı gelmedi.emek çok karnavala göre birşey yok.festival gibisin katılmak istiyorum hayat.adeta bowlie weekendersin de vize alıp gelemiyorum sana.
yaza damgasını vuran hiç anlayamadığım şarkı ise bana bu yere vize verecek kişi çok sözleriyle hande yenecek.ahaha kınalı yapıncak.deliyim daha sonra konuşalım canlarım
eksov iksoöv
pasif girl

Edikoop markette skandal!!ançuezli pizzayı çok seven adam pantalonunu çıkarıp takla atarken yakalandı

4.07.2010

tatilden çok sıkıldım diyerek kendimi kandırıyorum çaktırmayın

artık geleneksel bir bağımlılık olarak düğün derneklerdeki başarısızlıklarım konularından sıkıldığınızı biliyorum canlarım, ne yazık ki yine bir tek gelin buketi yakalayamadım.yalandan heves yapıyorum annem sevinsin diye meraba biricik cansu'nun günlüğü.(jonsa uygun soyad bulamadım afederin)
sene takriben 2005 suları ben kadıköyde yurtta kalıyorum, blue bıdı bıdı diye internet kafe var oraya gidip ödev neyim yapıyoruz cillop gibi safım.alten var gülçün var o zaman hayatımda.vay be hayatımdan kimler geçti diyorum bakınca(of duygu yüklü bir yazıya yol alıyoruz kemerlerinizi bağayın)neyse bu internet kafenin oğlu var maviş göz gotik bi çocuk hafiften, ismi atıyorum ama emrah diye hatırlıyorum emrullah da olabilir. bu çocuk bana durup durup hep sen sıdıka gibisin derdi.evde kalmış mahallenin herşeyi bilen kızı sıdıka.güzel diziydi sıdıka.sonra sarı bi kedim olsun adını samim koyucam diye düşünmeye başladım.takriben 2 sene sonra sarı kedim oldu adını samim de koydum.semra hanım o senenin en çok konuşulan insanıydı.
trt 3 şu an gerçekten kafayı yedi 'cause this is afrika' şarkısını en az 4üncü kere çeşitli görüntülerle döndürüyor.bi kanalın felsefesi hep mi aynı kalır buna da şaşırıyorum
hayat gerçeken çok zor,50 60 milyarın olmadan zaten evlenemiyosun bunu da öğrendim tuğçeden heee iyiymiş diyip susma hakkımı kullandım.ne gerek var lan ölümlü dünyada röptoşambıra.
allahtan pazartesi sendromu yaşamıycam,işe salı günü geri dönüyor olmak içime inceden bi su serper gibi yaptı ama neler olacak yaşayarak göreceğiz canlarım.
yaşamak sevmek ve öğrenmek şaka değil.
ah be ömer keçik ah be anılcım bu kadar içirmeyecektiniz beni beş dakkada görmüş geçirmiş 78 yaşlarındaki pürneşe teyze gönülkadını yasemin nine'ye dönüşüp ortamdaki dedelerle dans edesim geliyor.*

*hüzünlü bakışlarımla darladığım erkeklerden tekrar tekrar özür dilerim.

2.07.2010

beklenmeyen yaz röportajı: Şule Genç ile Kitaplarla Uyumak Üzerine

şaşkın bakışlı biri
uzun uzun süzer seni
lüle kelimesi kadar
etkili
genetik olarak
engebeli
neşeli ol şule sen
çay içelim yeşilinden

şeklindeki akrostişim

hazırlayan ve sunan: elo shity

volüm 8

konuk no 8


E.S: Sevgili dostum Şule nam-ı diğer Jul, seninle üniversite yıllarında ne zaman başladığını bilmediğim gizli edebi dostluğumuz, mektuplaşmalar birbirimize kitap göndermelerle tüm hızıyla devam etmekte, hatta ikimizin birlikte yazmış olduğu bir hikâye bile olduğu rivayet ediliyor..(tüm gerçekleri itiraf.com inceliği ile ortaya çıkarabilen blok olarak elo shity’e sevgiler)

Ne günlerden ne günlere geldik.(Hey gidi günler sizi gidi günler) Ortaklığımız balıklıkla alıklık arasında kitaplarla uyuyanlardan olmamızdan ileri geliyor diye düşünüyorum ama atıyor da olabilirim. Ben de bu vesile ile seninle kitapların hakkında bir röportaj yapmak istedim. Umarım kabul edersin. Meraba.

S.G: Meraba n’aber deyişin canlandı kulağımda : ) Meraba moni’m.

E.S :Öncelikle ne sıklıkla kitap alıyorsun? Bu senin için vazgeçilmez bir durum mu? Kimliğinin bir parçası mıdır kitap satın almak?

S.G: Hiçbir şeyim düzenli periyotlarda olmadığı kitap almam da düzenli bir periyota sahip değil.

Ama sahip olduğum tek ve son 50 liranın tümüyle kitap alıp eve yürüyerek gitmeyi rahatlıkla göze alabilen biriyim.

Bu benim için geçmişe nazaran daha vazgeçilemez bir durum. Eskiden kütüphane ile ilişkim daha yoğundu. Son zamanlarda zamanımın büyük çoğunluğunu satmış olduğum için kütüphaneye gidip gelemiyorum. Sanıyorum hem bunun etkisi ile hem de garip bir kitap mülkiyetçisi olmamın etkisi ile bu benim için oldukça vazgeçilmez.

Kimlik, mefhum olarak kafamı karıştıran bir şey ama sanırım kendimin önemli bir parçası.

Kitap satın almak, kimliğinin bir parçası mıdır sorusunu bilinçli mi sordun bilmiyorum ama tüketim enteresan bir alışkanlık ve bir tüketim nesnesi haline sokuverdiğim kitap da kimi zaman beni garip bir şekilde sakinleştirebiliyor.

E.S:Dünya üzerinde en sevdiğin kitap hangisi? Ve akabinde soracağım soru sence bunun nedeni ne olabilir?

S.G:Dünya üzerinde en sevdiğim kitap yok sanırım. Dönem dönem çok sevdiğim ya da sürekli çok sevdiğim kitaplar oluyor. Bu değişkenlik gösteriyor. Mesela bugün “Kör Baykuş” benim çok sevdiğim bir kitap.. Günlere paylaştırabiliriz, belki sevdiğim kitapları. Bilemedim..

Bir kitap seçemedim. Nedenini bilemiyorum sanırım dolayısı ile. Nedenler var belki de o dönem o kitapların seçilmesine neden olan…-Ne garip bir cümle oldu bu : ) Arada ikimiz de garip cümleler kurduğumuzun bilincinde garip cümleler kurmayı severiz sevgili moni.

E.S:Birlikte en uzun süre vakit geçirdiğin kitap hangisi?

S.G:Humm.. Bu zor bir soru.

Birlikte uzunca zaman geçirdiğim kitaplar oldu.

Sevdiğim ve bitmesini yeğlemediğim kitaplarla bu tarz bir ilişki yaşıyorum, sanırsam. O kitapla olan ilişkim ne kadar uzun olursa sanki o günüme de o kadar çok dâhil oluyor. Ya da tam aksine o kadar çok günün karmaşasından/kargaşasından beni kurtarıyor..

Bunun aksine, sırf tanık olmak istediğim kitaplarla ilişkilerimin de uzadığı oldu.

Çantamda kutsal kitapmışcasına gezdirdiğim bir kitabım olsun isterdim ama bugüne kadar böyle bir kitap olmadı. Tercih etmekten yoğun bir şekilde kaçınıyorum son zamanlarda…

E.S:Ben biliyorum yazdığını ama Elo Shity okuyucuları bilmiyordur ( huzurlarınızda gizli kalmış ve kelimeleri olan biri olarak şule genç ) çocuklar için yazdığın hikâyeleri ne zaman okuyabileceğiz? Ufukta aylaklık ve iş temposundan kalan zamanlarda bunun için bir emek harcama projesi görünecek mi?

S.G:Bu soruyu ben de kendime soruyorum aralıklarını sıklaştırarak.

Bir şeyleri toparlamak istiyorum, son yazmak ya da sonlandırmak zorlandığım şeyler. Ama beni tatmin edecek bir boyuta sokmak sonra da belki birkaç çocuk yazını ile ilgilenen yazarla mailleşmek gibi bir arzum var.

Radikal bir karar verip sadece masal yazmaya adarım belki de kendimi. Önce çok yoğun bir okumaya ama tabii ki.

E.S:Kitaplarla birlikte durmak sence bir bencillik mi yoksa hayat dururken hayatı habire kelimelerde arıyor olmak artık kelimelerden arınmış imgelerle örülmüş bir dünyaya dönüşen çağımızın ruhuna uyan bir eylem mi? (Aslında soruyu bu şekilde sormayacaktım ama böyle çıktı elimden, söyleyeceğini söyleyemeyen blok olarak elo shity)

S.G:Kitaplarla olan ilişkiyi bencillikten ayrı düşünmek çok kolay değil. İçine saklanılırken seninle saklanmacı olan bir şeye olan ilgi nasıl bencillikten uzak tutulabilir ki?

Okumak, özellikle benim tercihlerim olan şeyleri okumak çağımızla çok bağdaşlaştırılabilir bir okuma değil sanırsam. Kendim her ne kadar yetişebilen rolünü oynar gibi yapsam da tam da yetişemeyenleri, çağa uzak kalmışları okurperverim genellikle..

E.S: Bir çok soruya ustalıkla cevap vermedin, bir tek kitap ismi zikretmedin tebrik ediyorum seni bu hassasiyetinden dolayı.Ben olsam bin kere Oğuz Atay en az onsekiz kere de Perec demiştim.O da benim görgüsüzlüğüm olarak tarihe geçerdi.

S.G:Röportaj için sevindirik oldum, moni. Bu günlerde biri benimle röportaj yapsa diyordum. Bir şeyi istemek ve gerçekleştiğini görmek oldukça mutlandıraç. Mutlandıraç bir arkadaşa sahip olmaksa bunun dozajını oldukça artıraç…

Sevginin kitap aşkının mezura ile evi ölçmenin bloğu.

ELO SHITY