4.07.2009
al sana hafakan*
*beylerbeyinde sıcaktan hafakan basınca kovalara su doldurup ayaklarımızı soktuğumuz o güzel yaz günlerini hasretle kucaklıyorum.
28.06.2009
27.06.2009
disney's ice parade
'iki kişinin ayakta durarak on dakikadan daha uzun bir süre konuşabilmesi için birbirlerini en az üç yıldır tanıyor olması gerekir'
geveze bir garson pişmemiş elma patateslerinden birini terastan aşağıya attığımı görüp 'hiç yakışıyor mu size hanfendi' diye yanıma geldiğinden beri o herkesin bana baktığı derin sesizlik anlarını çok seviyorum.'şovunun bir parçası olmaya memnuniyetle katılırım ama patatesleriniz hiç güzel pişmemişti ve küçücük bi patates için amma da yaygara yaptın arkadaşım' diyemedim.hatta sanırım ayağa kalkıp selam verdim orda bulunan küçük insan kalabalığına.insan bi kere tozunu yutmasın sahnenin her şovsal vakkada selam veresi gerliyor.
biri beni gersin o da sensin diyerek sevgiyle kucaklamak istediğim kimse kalmazsa ne yapacağımı düşünmek için bir dakikalık meditasyon yapmaya gidiyorum.huzur güneşe selamda.
*olağanca suratsızlığıma rağmen benimle birlikte 6 saat boyunca hiç sıkılmadan bekleyen sevgili kuzenim soner ve dünya tatlısı eşi öyküye minnetler meclisinden sevgilerle.
22.06.2009
hoch sommer
21.06.2009
hayat evren ve herşey hakkında bir günlük yazısı daha
onun dışında bu güzel yaz günlerinde nişan düğün dernek aktivitelerine katılımarım hızla devam ediyor.dün dünya tarihin en göbek atmayı bilmeyen gençlerini kendi gözlerimle gördüm.hatta gözlerimle görmekle kalmayıp aralarına katılıp 'esra tilbe'* adını verdiğim yeni bir dans türünün de önderi oldum.gerdan kıvırmam sörf tabiyki.(espiritüel biri olmak yerine spritüel biri olmayı tercih ettim tüm memlekete hayırlı olsun)
bu arada tüm paris ahalisinin müzik gününü kutlarım.biz de annemle radio days gibiyiz.trt fm sen bizim herşeyimizsin sen olmasan bir anlığına da olsa dünyada hep kibar ve iyi insanlar olduğu gerçeğine inanarak kendimizi mutlu etmeyi nasıl başarabilirdik ki?
*yıldız tilbe /esra erol arası bir dans olup katılımcılarda çoğunluk sağlanırsa evmizin salonunda her türlü müzik eşliğinde öğretilecektir.
Ps.Kadim dostlarım emel ve enesle bir demet 'hayat nedir?' konuşması yaptıktan sonra aramızda geçen dialogların sapma noktasının hayatın anlamı olduğuna karar verdim.
19.06.2009
yasbook
bürokrasinin darlamalarına düştüm.kadastro ve bayındırlık kelimelerinin anlamını yeni öğreniyorum.cehaletimi bağışlayın.aşka düşer gibi oldum kendime gelemiyorum bir haftadır.(ille de aşk ille de sen ille de intikal)
oysa ki size günübirliğine kurulmuş olan bisiklet çetesiyle yaşadığımız maceraları, tepelikten kendimizi salışlarımızı anlatıp şöyle de güzel bir doğa insanıyım domatesi ısırarak yedim havaları atıcektim.'ne de güzel insanlar varmış'diyerek de cihan kılıç'a yeni genç dostlarımla bu takılma ortamını sağladığı için teşekkür edicektim.hayallerim bulutlandı.(kazanın öldüğüne inanırdım ama cihana minnet duyacağıma inanmazdım )(tenk yu ciyan)
zaten yeni kararım insanları tanımadan sevmek.şurdan bir öngörüm olsun ki birbirini tanıyan her insan bir gün birbirine kıl olacak sevgi ortamı bozulacak ve her canlı ölümü tadacaktır.ki ben bunu istemem.mesela dün cana melih'e laf soktuğu için 18 senelik dostuma 'neden çocuğa laf soktun ki' diyerek ortamı yine gerdim.'melih'dedim 'sürekli aynı masada oturuyoruz ama sen kimsin abi tanıyalım istedim bak 18 yıllık dostuma atar yaptım bize biraz kendinden bahseder misin?' kem küm etti melih ama sanki bi ısınma oldu canayla aralarında...dünyada katılımcı demokrasi olsun herkes düşündüklerini açıkça ifade etsin bakın ne de güzel olucek herşey.bekle beni odtü.sosyal bilimlere neşe saçmaya geliyorum.'bir insana zorla düşündüklerini söyletmek nasıl bir suçtur?' başlıklı bir tezle karşınızdayım.antenlerinizle oynamayın sevgili selocanlar.
dünyada en çok kendime kıl oluyorum ve en çok kendimi seviyorum.(sanırım bu cümle tamamen yalan)ama size en hoşlanmadığım iki özelliğimi sayacak olursam birincisi ortamı kurtarmak adına ortamı germek olup sık sık başıma gelen bir durumdur, ikincisi ise 6 aydır telefonlarımı açmayan birini hala neşe içinde arayıp 'ne haber çiko' demek istemek.
That's the story of my life*
*Morrisseyi öperim.
Ps. Bu arada marduk koca bir yalanmış !'yakında ne de olsa kıyamet kopacak' diyerek işlediğiniz günahlarınızı çıkarmak isterseniz bir telefon kadar yakınım.
12.06.2009
çok yönlü bir aşk kadını

bakış dudak büküş ve eldeki gül hepsine ayrı ayrı teşekkür ederim.belki de deniz seki olmasaydı birini sapıkça çok sevmenin zararlarını genç kadınlar klübü olarak çok daha geç anlayacaktık.iyki varsın deniz seki.görme engelliler için kitap okuma aktivitesi yapacağını duydum.iyi edersin.ben de yapıyorum evde.yalnız kitabı iyi seç derim.sıkılırsan bana mektup yaz deniz.yemin ederim cevaplarım deniz.aşk bu mu deniz.aşk acı mı deniz.iyilik yap denize at deniz.
11.06.2009
9.06.2009
Ablamla 'Mutluluk Üzerine' ))) >>> <<< (((
Hazırlayan ve sunan Elo Shity
(arkadaşları yakından tanıma ve tanıtma performansları vol:3)
(konuk no:3)
E.S : Evet, sevgili canımdan çok sevdiğim ablam; öncelikle 'mutluluk' konseptli bu anketi yapmamda bana ilham verdiğin için çok teşekkür ettikten sonra hemen bu anketi çakıyorum seninle. Bu gün yazın ilk günü. Haziranın ilk günü. Ağzımıza layık bir röportaj olacak hissediyorum ve başlıyorum sormaya:
Vallahi mutluluk deyince benim aklıma beylerbeyinde mutfakta izlediğimiz en şahane sabah programı olan Jess’in ''sevgi mutluluk eşittir çocuk'' şarkısı geliyor. Onun dışında bir de Miranda July. Peki ya sana neleri hatırlatıyor bu mutluluk dedikleri?
A.İ: İki gundur dusunuyorum net bir cevap bulamadim. (Bu temayi mineyle işlemeliydin) mutluluk kendi hoparlörlerinle müzik dinlemektir.
E.S: Ayşegül mutluluk bir Richard Hawley şarkısı olsa hangisi olur idi?
A. İ: Al bu en mutlu sarki diyemem ama benim icin 'the motorcycle song'. bir yaz gunu ben cok ac ve hava cok sicakken beylerbeyinden bogazici koprusune yurudugum bir vakitte onu dinliyordum bir yol sarkisi oldugundan havaya girmistim sefil halde ama mutluydum ne zaman dinlesem mutlu oluyorum. sinavlarda da hep en az ben yazardim zaten. bu cevap fazla bana.(bu aşk fazla sanağ)
E.S: Canım ablam peki bize lost mutluluğu denilen şeyi açıklar mısın? Hepimizi bir dönem hayata bağlayan bizi mutlu eden tek şey olarak lostun mutluluk yaşantımızdaki yerini kısaca bir kuple anlat.(mahşerindörtatlısı mı dr jivago mu?)
A.İ: bence lost mutlulugu tum lost izleyenlerin paylastigi ve tum lost izlemeyenlerin hicbir sekilde anlayamayacagi bir mutluluk cesidi bu sebeple etrafimda bu mutlulugu benle paylasmasini istedigim kisilere lost izlemelerini sağlık veriyorum (esin kuntaya sevgilerimizi sen yolla)
E.S: Neden gıdından öpmeme izin vermiyorsun?Burda tüm okuyucularımızın gözü önünde bunu bana bir kere söyler misin?
A.İ: sorunun konuyla bir alakasi yok. (dünyanın tartışmasız en cool insanı)
E.S :Yemek yemekten alınan hazı seninle tattım ben. Deli gibi yemek yiyip üzerine yarım ekmek yediğimiz günler benim için en mutlu günlerdi (Röportaj yapacakken duygu seline boğmak)
Yemek yemekle mutluluk arasındaki apriori episteme’yi bize bir cümle ile açıklarsan dünyanın en mutlu insanı olucem.
A.İ: Galiba herhangi bir besin bayat-çiğ(bu sana) vs. ne olursa olsun paylaşıldığında guzeldir.
E.S : Peki, Shopenhauer’in ‘mutlu aşk yoktur’ sözüne katılıyor musun?*
A.İ : Aragon söylemiş değiştirirsin. (dostunun açığını örtecek kadar şefkatli bir dost) Zor soruları bana sormuşsun. beni duygusal temalarla konuşturmaya çalışmandan hoşlanmasam da ilk röportajim oldugundan bu sefer cevap veriyorum. Hayır katılmıyorum ama mutsuz aşk ta vardır.
E.S: Peki, benim ‘'ölünce çet yapabilsek ölünce çok mutlu olurdum’' sözüme ekleyecek bir sözün var mı?
A.i: Ölünce plazmadan izliceksiniz sözüne bayiliyorum. (ölünce sevemezsem seni)
E.S : Bana şu dünyada üç tane kesin mutlu edici isim, şehir, hayvan, bitki, eşya ya da bildiğin 'thing' söyle sana kim olduğunu söyleyeyim.
A.İ : Yeni yikanmis ve yataga-yastiga gecirilmis carsaf-nevresim takimi-yastiga yeni yikanip yatmak (örnek bir keyifçi)
(Mutluluklar seninle elem yok olsun Ayşegül. İlhan İrem'i seninle seviyorum.)
Hapiness is love <3
Sevgiler
ELO SHITY
8.06.2009
hepimiz birbirimize sıcak ve sevecen davranmalıyız
yolda yürürken tayyip erdoğan'a soru sordum. 'hiç var mı varoluşal bi kaygın var mı hıı?!'gibi bi soruydu. sonra nedense neşe içinde tıraş olurken hayal ettim kendisini.(kendi içimde hapsolmuşluğun kopuş noktaları)
aslında buraya geleneksel elo shity konseptini bozarak danimarkalı filozof kierkegaard'tan bir pasaj yazıcektim ama zihinlerinizi bulandırmayayım. yani kitabın adı 'ölümcül hastalık umutsuzluk' varın gerisini siz düşünün canlarım.
Bu arada canlarım siz de kralsınız ama en kral Cantona!*
*annem kayahandan hoşlanmadığını itiraf ettiği halde inatla müzik setine bulamadığım çıtır kızlar kasedi yerine kayahan kasedi takıp 'ah eski günler' havası yaratmaya çalışırken sarfettiğim enerjiden özür dilerim.
*haluğu da çok seviyorum.
6.06.2009
to do list-1

31.05.2009
plastip şovu çok özlüyorum
kadınların memeleriyle ortalıkla büyük bir özgüvenle dolaşıyor olması beni şaşırtıyor.genç ,hamam kültürü bariz olmayan kızlara nerden çıktı ayol bunlar donla geliceksiniz bikiniyle değil gözüyle bakıyorlar..onlar o gözle baka dururken biz de klasik hamam aktivitelerini yerine getirerek kese attırttık akabinde yumuş yumuş olduk.tellak kadın(keseci) dövmeme bakıp bu ne dedi.ben de boşukta bulunup 'dövme' dedim.'orasını anladık' dedi.'ne dövmesi bu?' 'yani şey sevdiğim bi grubun albüm kapağı ıpıtı pıs,ses giderek tizleşiyor kadın zaten üzerimden çıkan kire tatlı bi gülümseme ve tiksintiyle bakıyorken 'ne pis kız dedin di mi' diyorum.'yoo' diyor çok da muhabbet etmiyor.daha doğrusu kaale almıyor beni.olsun yine de hamamda seviyorum onu.çok acayip pamuk ninelerin yanı sıra kıllı bacaklı kadınlar.ortadaki hamam taşına 2 80 uzanan kadınlar.gözümü alamıyorum tabi ben herkese bakıyorum bi yandan ponza taşıyla topuklarımı taşlyorum.klasik bir gün güzel bir anı olsun diye simit gazoz aktivitesini de es geçmedik çıkınca.bu arada mayıs ayı bitiyomuş.god loves me yea.ömrü hayatımın neredeyse en depresif ayıydı.her pazar hamama gitsem hayatım kurtulur da.biraz korkuyorum.hayatım kurtulursa napıcem onu bi planlayayım hemen geliyorum dostlar.
ps. size söz verdiğim pınar röportajı yalan oldu canlar.yeni hedefim nüvit.hayırlara vesile olsun.
*dünyaya bayılıyorum
*müslüm gürses konserine giderim.hah yeri gelmişken müslümcü.com sitesine hayat berbat nikiyle katıldığım günleri de sevgiyle kucaklıyorum.ayrıca yeminle hayat hala berbat gibi de hamam mı memeler mi artık günü kurtarmış gibi gibiyim.
29.05.2009
28.05.2009
shocking blue!!
17.05.2009
kendimi o kadar çok seviyorum ki
sıkıştığımız sanalizasyon kanalı kanalizasyon fuarı.gösteri ile gösteriş arasında gidip gelen yüzlerinkitabına konulan fotoğraflarda arka fonlardan insan tahlilleri.skrop fm'den halit-i ruhiye tespitleri.dev-i yan tart masturbasyonları.reklamlar konseler geceler.kısaca yaşasın ben! yaşasın pazar günleri!*
bir sonraki haftaya elo shityde:
pınar arkadaşımla memuriyet ile ilgili ilginç bir röportaj
mahalle baskısının gizemleri
madunlaştırma süreçleri
şahinde teyzenin bahçesindeki küçük çocuğun afişesi.
ve hayat hakkında bir takım tüyolar daha.
beni tanıdığınıza asla pişman olmaycaksınız.
ilerleyen sezonlarda lost başucu kitabı kadar güzel
yasemin çubukçu'yu tanıma kılavuzu.
imza yasbook.
*pazar günlerinden nefret eden herkese kucak dolusu sevgiler.
deliliğin dağlarında
SİVRİSİNEK
Mikrobik canlı deyip geçmeyin
Ben sivrileri pek severim (her şeyi seven çocuk)
Neden derseniz
Kaşınmayı çok severim
+ + + + + + +
Kaşınmak bana büyük bir haz verir
Harş hurş diye çıkan sesler kulağımda çınlar
Sivrisinekler de yazın ortaya çıkar
Kışın bütün böcekler gibi ölür yok olurlar (ölümü sindirmiş bir çocuk)
*bir çok konuda hiç bir olumlu ilerleme kaydedemediğim için kişisel tarihimden özür dilerim.
14.05.2009
11.05.2009
my name is bobi not bo derek!
(last gloomy part)
It took me all of a year
-bu benim bütün bir senemi yedi bitirdi.
to put the poison pill to your ear.
-zehirli sıkıntıyı senin kulağına çalmam.(bir kulağından girdi bir kulağından çıktı amma sonunda başardım biricik sevglim)
but now i stand on honest ground, on honest ground
-ama şimdi ben açık yüreklilikle açık yüreklilik tarafında duruyorum.
you want to fight for this love
-bu aşk uğruna savaşmak istedin/istiyorsun/istiyon
but honey you cannot wrestle a dove
-ama balım sen bir güvercinle güreş tutamazsın. (Barışçıl biriyim kumru gibiyim.)
so, baby it's clear
-e yani bu çok açık bebeyim.
you want a jump and dance
-hoplamak zıplamak dans etmek istiyosun beni görünce için kıpır kıpır oluyor bunu anlıyorum
but you sat on your hands and you lost your only chance
-amma kendi ellerinle hazırlıyosun sonumuzu ve tek şansını da kaybediyosun alkışlarla.
go back to your hometown.
-memleketine geri dön.
get your feet on the ground
-ayakları yere basan biri ol,özüne dön.
and stop floating around
-gayrı burda sürüklenmekten vazgeç.
* Kucaklayan bir terkediş şarkısı olan 'gone for good' şarkısının sahibi shins grubuna büyük sevgiler.adeta en güzel duyguların tercümanısın shins.durmak yok yola devam.
best friends club
10.05.2009
ıptıs ıptıs geç mayıs
annem çocukken yaptığım süprizlerle dolu anneler günü kutlamalarından sonra kuru kuru alınan hediye ve öpücükle yetinmiyor dostlar.ille de genç kız gibi anne kız aşkımızı(aşk-nefret ilişkimizi*/1) anlatan power point sunum istiyor.forward mail olarak eşe dosta yollama amaçlı.ben diyorum power puf girls power rangers o diyor ki yapabilirsin edriyın.
*raki balboğaya ve sarı deve kucak dolusu sevgiler.
*1/Efe Çakmak Hocamın Enis Batur Beyle kurduğu ilişki biçimini annemle kendime atfettiğim için her iki beyefendiden de özür dilerim.
4.05.2009
any fun
*akbil dediğim tüm eskartlardan özür diledikten sonra sözlerime son vermekten gurur duyuyorum.
29.04.2009
lütfen bana hiç durmadan seni seviyorum de bobi*
Gone for good
part 2
that's enough sitting on the fence
-Bu kadar kaçamak cevabın üzerinde oturmak bana yetti
-bu kadar engelle oturmak artık yetti
-eskirim yaparak kulak arkası etmek gayrı yetti canıma .
i find a fatal flow in the logic of love
-aşkın mantığındaki öldüren/mahveden/nihayi hatayı/kusuru buldum(ben buldum) (elllerine sağlık hadi durma kutla bu zafer senin)
and go out of my head.
-ve kafamdan attım gitti(aşkı)
you love a sinking stone
-sen afedersin tabiri cazise aşağıya çekilen yani batan bir kayayı seviyorsun.(insan odun olsa batmaz)
that never elope
-ve o seninle asla evlenmek için kaçmayacak(çevirinin imkansızlığında kopuş noktası elope nedir)
so get used to the lonesome
-yani diyeceğim o ki yapayalnız olmaya alışsan iyi edersin.
girl, you must atone some
-ah be kızcağızım bunu bir şekilde telafi etmek mecburiyetindesin.(önce hüplet sonra gümlet,hem terket hem advice ver ona da peki)
don't leave me no phone number there*
işte şarkının doruk noktası (*uzun süre tam tersi bir anlamda düşünerek hayra yorduğum için şarkının kedisinden özür dilerim)
-giderken de bana telefon numaranı fln bırakayım deme ( kafama sıktım gittim bil,hatta gittim gözün aydın/ bil aydın/ger )
devamı haftaya
sevgiler elo shity
*tanıdığım tüm köpeklerden onları en az bir kere bobi diye çağırdığım için özür dilerim.
27.04.2009
scientific suicide/fenni intihar
ganim bey karşımızdaki çok sevimli müşteriye bizim cihazımızın neden daha iyi olduğunu anlatırken dünyada yaptığım en iyi ikinci şey olan çok iyi dinliyormuş gibiyi yapıyordum.(birincisi hepinizn de bildiği gibi dünyaya merhaba demek)
çok iyi dinliyorumu aradan bir takım mimiklerle onaylıyorum bakışları atarak destekliyoriken vicudumun diğer kasları isyan ediyorudu.mesela ayak parmaklarım ayakkabının içindeki garip duruşundan rahatsızdı, sırtım dik durmaya alışık olmadığından sarfetmiş olduğu eforu senden bunu acısını çıkarım dercesine pıt pıt kalp gibi atarak veriyordu.işte biznıs layf bu kadar acımasız sevgili okuyucular. bulaşmayacağınız varsa bulaşmayın benden söylemesi.
merak edenler için ayşeyle yaptığım röportajdan sonra aş kacım azaldı.
*yazdığı her satıra sonsuz saygı duyduğum kaan sezyum'dan; gazeteden kestiğim fotoğrafını çiçekli çerçeveye koyarak, hayran genç kız tavrıyla başucumdaki komidine koyduğum için binlerce kez özür diliyorum.( çerçevelerin alınmış olduğu amaca hizmet ettiği bir dünyada yeniden görüşmek dileğiyle esen kalın)
24.04.2009
cihan ayşeyle aşk üzerine bir softpeht /daha edebi ve samimisi yok/
Hazırlayan ve sunan Elo Shity
(arkadaşları yakından tanıma ve tanıtma performansları vol:2)
(konuk no:2)
E.S:Evet, sevgili Ayşe mevsimimizin de bahar olmasının etkisiyle konumuz son on bin yılın en kötü hastalığı olan aşk acısı. Biz de elo shity ekibi olarak bu konuyu seninle irdelemeye karar verdik. Ve seninle yapacağımız mini röportaj için sorular hazırladık.
İzin verirsen başlıyorum sorulara.
E.S:Geçici bir heves mi bilmem ki bizimkisi ömür boyu sürer mi? Saman alevi gibi söyle bir anlık mı aşk bu kadar kolay mı şarkı sözleri senin için ne anlam ifade ediyor? (Ozon Orhon)
C.A:Aşk sözleri her zaman aşkın yarattığı/yaratacağı muhtemel mutluluklardan, ferahlatıcılığından ve kurtarıcılığından söz eder. Aşksa, kendi içinde söylenen o muazzam “aşk sözleri”nin aksine, olabildiğine sık örülmüş elekte ince ince süzülen minik taneciklerde kendini buluyor. Onun çetin ve :armaşık bütünlüğüne rağmen, üstelik “seve seve”, ezilerek, ezerek onu yaşıyoruz. Aslında bu bir savaş. Her bireyin karşısındakine verdiği aidiyet duygusunun savaşı. (E.S iç ses:ayşe disko kraliçesi olmasının yanı sıra son derece ciddi bir insandır bilen bilir)
E.S:Uykusuzluk mevsimsel midir? Uzun süre uykusuzluk çektiğini ben biliyorum ama okuyucularımız bilmiyor. Bu uykusuzluk dönemleri buhranlarında başına gelen en komik şey neydi?
Başıma komik birşey geldi mi bilmiyorum, arkadakilere gülecek olgunluğa erişemedim henüz. Uykusuzluk dediğin senin mevsimlerine göre değişiyor. Bebek gibi uyuyan ben, bir anda gözlerimi kapatamaz oldum. Uykusuzluk meretine yakalandığım ilk gün, ucuz antene bağlanmış hala bir iki kanaldan başka yayın yapamayan televizyon karşısında, hafif karlı görüntüsüyle karalar bağlatan trt nin yeni çocuk kanalına tutulmuştum. 5 saate yakın yemeden içmeden “ trt çocuk” izledim, midemde de meşhur büzülmeler yaşanmaya devam ediyorken. Gerçekten çok kötü programlar var, trt yine yeni yeniden, gezerek öğrenelim eğlenelim konseptli program yapmayı ihmal etmemiş. Dünyanın en şaklaban sunucusu, dünyanın en uyduruk ve yandan taktığı şapkasıyla zıplayarak program sunuyordu, çocuklar bunu haketmiyor dedim. Ona biraz gülmüştüm.
Bu uykusuzluk günlerim ikinci bir travmayla doruk noktasına ulaştığında nefes bile alamıyordum. Sadece uyuyamamayı hakikaten öpüp başıma koyardım. Gülmeye yakın hiç bir durum yoktu.
E.S:Ve gelelim sigara meselesine (gördüğüm en cesur kadınsın sen bu arada) kendine yapılması hoş olmayan bir hareketi başkasına yaptığında nasıl hissettin? Al sana üstü kapalı soru.
C.A:Ciddi bir boşalma hissettim. BURNGAZM. Şaka yapıyorum, hoş olup olmadığını bilemem ama şiddetin, yaşanan duyguların yoğunluğundan geldiğine inanıyorum. Kendimi tutadabilirdim, ne olucaktı büyüklük bende mi kalacaktı, erdemli mi olacaktım. İz bıraktım işte, belki de farkında olmadan ama bilerek. Zarar vermek istedim mi bilmiyorum ama kendi acımı ona tattırmak istemiş olabilirim. Ucundan.
E.S:(Kişisel soru:/cevaplanmayabilir) beni dövmek istediğin günden beri içinde beni dövmek istemeye dair başka bir his oldu mu? Samimi bir itirafta bulunmak ister misin?
C. A:Seni dövmek filan istemiyorum. Karıncayı bile incitmem. (aslında duygusal ve net biri)
E.S:Ömür biçsen şu aşka dair meselelere? Ne diyorsun kaç ila kaç ay arası bir azalma olacağı beklentisindesin?
C.A:Yaşadığın her şeye bağlı bu. Yapacak başka bir şeyin yoksa obsesyona kadar yolun var galiba. Sigarayı bırakmaya benziyor biraz. Bile bile lades durumu. Ya da ben kendimi kandırıyorum. Çivinin çiviyi sökeceğine inanmıştım ilk başta. Çiviler batmaya devam ediyor halbuki.
(burda dayanamayarak annemin çok söylediği bir şiirle araya giricem: çivi çiviyi söker derler/ soğuktan donanı buzla ovarlar/ ben zaten yanmışım dostlar /peki beni fırına mı koysalar/-edebiyat dolu bir söyleşi-)
E.S:Gerçekten kaçanın kovalandığını birçok kez deneyimledim sen de bu klişe söze inanıyor musun?
“ördek çükü gibi bir şey bu hayat
tuhaflığı ölümden geliyor
daha doğrusu doğmaktan”.
Ne güzel demiş şair. İnsan dediğin ızdırap ister. Mutsuzluğun hazzını arar. Zorlar zorlar zorlar, zorlar. Bir yanı o ulaşılmayan için yanıp tutuşur bir yanı o yanmada kül olur biter. Tam da istediği budur zaten.
E.S:İnsanın bile isteye kendini böyle çıkmazlara sürüklenemsi edebi açıdan bir yaratıcılık kaynağı bir feedback verir mi? Yoksa insan bu gibi konumlarda anca kıytırık aşk şiirleri yazıp aşk şarkılarına ağlar mı? Bir edebiyatçı gözlüğü ile aşkın açmazları hakkında bizi aydınlatır mısın?
Sırf ilham versin diye acı çelikmez ama yüksek dozlarda yaşanılan tüm duyguların insanı bir o kadar da düşünmeye ve yaratmaya meyl ettiği kabul edilebilir. İnsanın yaşadığı duygu da, yazacağı çizeceği de onun kapasitesiyle orantılıdır. Yürek işidir koçum bunlar. Aşk dediğinse zaten hep kapalı. Açmazlar o kapıları. (gönül kapılarınızı açın sen ve abim)
Zaman ayırıp yanıtladığın için teşekkürler.
Sevgiler
Elo Shity
22.04.2009
21.04.2009
lütfen bana vitniy deme bobi
Gone For Good
(part 1)
-allah aşkına git
-iyi için git
-iyisi mi git (daha fazla üzme git hadi git)
-sadece iyiyi elde etmeye çalıştım. (yemin ederim başlıktan bi falsolu giriş)
unite me i've said no vouws
-beni birleştir ünitelendir asla vay canına demem
the train is getting way to loud
-bu trenin gittiği yol yol değil.
i gotta leave here my girl
-burda bebeğimi terketmek zorundayım (billahi gürültüden brain pusimizasyonu)
get on with my lonely life
-onu benim yalnız hayatıma bindirmek, yetiştirmek.
Just leave the ring on the rail
-sadece o yüzüğü tren yolunda bırak (sessizce bırak o yüzüğü)
for the wheels to nullify
-işkence araçlarını geçersiz kılmak için
unitl it's turn in my head
-bu benim beynimin içinde döndüğünden beri
let you stay and you paid no rent (o soğan yiyip bayıdığın gün terketmeliydim seni)
-Senin kalmana izin verdim ve bunun için bir bedel ödemene izin vermedim.
i spend twelve long mounths on the lam
-bu uğurda 12 ayımı harcadım
-kaçış üzerine çalışmalarıma 12 aydır devam etmekteyim
-12 aydır zaten kaçmayı planlıyordum senin haberin yok mal.
19.04.2009
okulu asardım dünyaya küserdim
18.04.2009
17.04.2009
röprötaje in salon salomenje: Merve Demir ile çok samimi bir röportaj
Hazırlayan ve sunan Elo shity
(arkadaşları yakından tanıma ve tanıtma performansları vol.1)
(konuk no:1)
M.D:Geç cevap için özür dilerim dostum bilgisayarım patladı format attım bişiler, öptüm.
Elo Shity(iç ses):asla bir sorun teşkil etmedi verdiğin geç cevap.canımsın. başlıyorum 1 2 3.
E.S:Pek sevdiğim dostum Merve öncelikle mesleki bir soruyla başlayalım istersen? Ölçü alırken dikkat edilmesi gereken en ince nokta nedir? Bir binaya bakıp gözünle ölçü aldığın oldu mu?
M.D: Başlayalım canım. Öncelikle sorduğun sorudan yola çıkarsak binanın içine girmek gerekir, akabinde her detay senin rölöve alma tecrübenle doğru orantılı olarak dikkat çeker yada binaya 2. yada 5. defa gitmen icap edebilir. Bir adet 5 metre, 1 adet laser metre, 1 adet bloknot ve kalem, fotograf makinesi ve 1 arkadaşın sana gerekli olanlardır. Gözümle ise ölçü almadım ama adımla aldım. (iç ses elo: işte tam bir profesyönel)
E.S:Atıyorum ben sırf çok havalı bir isimi olduğu için iç mimar olmaya kalksam (25 yaşındayım şu an) ömrümün kaç yılını bu uğurda harcamam gerekir?
M.D: Seni tanıdığım için 3,5 sene diyebiliyorum. (arkadaşlık sevgisinin bir üst leveli)
E.S:Prensipli bir insan olduğunu ben biliyorum ama okuyucularımız bilmiyor. Özellikle yiyecekler konusundaki düzenin titizliğin ve prensiplerinden kısaca bahsedebilir misin?
M.D:Yumurta yemem yanımda yedirtmem, buzdolabında kurumuş peynirden hoşlanmam, ajvar sosla beyaz peynire varım ama ardından reçele karşıyım, çiğnenmiş sakızı yuvarlayarak tabak kenarına iliştirme konusunda çok hassasım lütfen yapmayın, kül tablasına sürünmüş bezi bulaşığa sürmeyiniz, dia marka gıda ürünlerini yemem, yağlı yemem, erimiş buzlukta tekrar donmuş dondurma yemem; bunlar aklıma ilk gelenler bebeğim bilmiyorum yeterli oldu mu? (bunlar bana merveyi her gün bir kez daha sevdiren nedenler dia markaya karşı olması hariç gıpta ediyorum kendisine hep etttim)
E.S:Hiç bir telefon çığlığı ile yalnız bir güne uyandın mı?
M.D:Hayır
(cool bi insan olduğundan dolayı bu cıvık soruya karşın hiç kendini bozmayan bir tavır,teomandan hoşlanmaz,tiridi maxin ustasıdır.)
E.S:Hoş geldin dünyama mottosunu nasıl edindin? Kısaca açıklar mısın?
M.D:Kendiliğinden yapıştı bana, dar çevremde benimle aynı tecrübeleri yaşayan arkadaşlarıma tekrarlama gereği hissettiğimden...
E.S:Ukala olduğun anlarda kendini tutmak için içinden tekrarladığın bir söz var mı? Yoksa hiç çekinmem söylerim mi diyorsun?
M.D:Bazen ukalalık oldugunu düşünmüyorum farkettiğimde ise çekinmiyorum, bazen utanıyorum kendimden neler geçer yar içimden. (içim bileylenir)
E.S:Anketi hazırlayan hakkında düşüncelerini iki kelime ile özetleyebilir misin?
M.D:Herkes sever.
Sevgiler Elo Shity
16.04.2009
15.04.2009
who's gonna love me the way that i am?
ceren'in tiz sesiylen uyandığımdan dolayı biraz gerginim.dün bana bi kaç bira ısmarladı tutumasaydım tekila da ısmarlıycaktı.dur dedim babanın paralarını kötü yollarda heder etme.türlü itiraflarla kuzenliğimizi pekiştirdik.açıkçası bi çok konuda her zaman benden üsütün performans sergilemiş bir insan olsa da(saçlarımı tutam tutam yolmak ya da gönül muacereaları) tam ona yaptığım en büyük sinsiliği itiraf edicekken masamız doluverdi.
Bloğumu okuduğuna ihtimal vermediğim için burdan itiraf ediyorum.(yine bi sinsilik)
Sene 2001 suları bunla tatildeyiz atışmışız. Beni otelin balkonuna kilitledi.Melankolik biri olduğum için voltmenimden coldplay dinleyerek atlatmaya çalıştım.Ama kinci olduğumu bilmeyen sevgili kuzenimin bütün havlusuna ağlarken gözyaşlarımı ve sümüğümü sildikten sonra beni kilitlemiş olduğu balkondan çıkardığında ise koşarak bir güzel işeyip diş fırçasını da klozete soktuğum doğru.Kıssadan hisse: 'tifüs olmak istemiyorsak kimsenin üzerinde baskı* kurmamalı, kimseyi balkona kilitlememeliyiz'
*direksiyon hocam ramazan(ramo) bey,'vitesi üzüm salkımı gibi tutuyosun yasemin ayrıca muhammed aşkına artık 3'ten ikiye geçerken 4'e takma bak son kez söylüorum bak tık tık tık' diye bana isitsnasız bağırdığında titrek bir sesle 'temam' diyip akabinde selfkonfidansı oturtup 'hocam ben baskı hissedince o an yapamam valla bakın yarın yaparım ama bu gün yapamam' diyerek zavallı adamı kandırdığım için kendisinden özür diliyorum.
12.04.2009
biraz da bil bul kazan:aşağıdaki fotoğraftaki gerçek kötüler elemanını bulunuz
haz etmem
haha daha yazmıycam aklımda çok acayip şeyler var ama dedim ya dostlar hazı ertleliyorum.yoksa yemin ederim azıcık içtim bu halim doğuştan.(yemin ederim her paragrafın sonuna yakışıyor yea)
istemiyan talay
ofisi ve şapkasına kurban olduğum tek dedektif olarak: david addison
11.04.2009
ultra saf su
neyse kafamdan binbir tane cümle geçiyorken sürekli kendimi nasıl sabote edebilirim bunu da kovalıyorum.çaktırmayın.
dönelim anneme.annecim canım annem ben prenses olsam kar yağarken doğduğum için tabiy ki pamuk olmam.pamuk olacak biri varsa o da siyah saçları ve sütten beyaz teniyle nüvidimdir.kendisi vaytist girl elayv.meali yaşayan en beyaz kız.dostum ayşegül eski saç boyu ve rengiyle rapunzele ben kendim ve şahsım da karakterim itibariyle olsam olsam sündük sindirellaya yanaşırım.pınardan da iyi kibiritçi kız olur.arkadaşlarıma prenses* yakıştırmaları adlı böülümün sonuna geldik.teomanın dediği gbi her güzel şey bitermiş.ya da lost'da jack 'in john'a dediği gibi john yeter artık bunu anla adamın sen özel değilsin.
gelecek hafta elo shityde: en havalı mesleği olan arkadaşım merve hakkında bir takım gerçekler.beni izlemeye devam edin anacım.
*kendini pirenses adleden hiç bir kadından özür dilemem,dileyemem.etc:dco
5.04.2009
shut up they're dreaming places where lovers have wings
pardon sizi birine benzettim geçmiş yıllardan*
*içimdeki bitmek tükenmek bilmyen bu teoman sevgisinden ve rüyamda bir başkası olarak gördüğüm okan bayülgen'den ve en önemlisi yemin ederim azıcık içtim bu halim doğuştan lyricğinden özür dilerim.(yemin ederim dünyanın en iyi şarkı sözü)
28.03.2009
25.03.2009
24.03.2009
doing the right thing
bu gün televizyonda oy namustur diye bağıran çocukları görünce tam tersi doldu.ah be dedim.ben ne diye duruyorum buralarda. bi sabah uyanıp nüvite 'ben mülteci olmak istiyorum' dediğim gün geldi aklıma.hiç ciddiye almamıştı beni.
evet sevgili elo shity yine kendimi işe yaramaz hissettiğim bir dönemde somut acılar çeken diğerleriyle yan yana durma hissi geldi bana.süperkahraman olcak insanmışım kafa olarak.i can be your hero baby şarkısını da ben yazıp verdim enrikeye.maksat gençler egolarını tatmin etsiler.maksat hep sevap.
22.03.2009
ben daha iyisini yapana kadar en iyisi şimdilik bu:
*35 kilo alırsa bu mecrada kendisini deşirfe edeceğime söz verdiğim şule'ye sevgiler.
17.03.2009
adı vasfiye
bu gün annesinin tabutu başında bir rüzgarda uçacak gibiydi eray abi.ne güzel sarı saçları vardı küçükken.
*etrafımda dolanan ölüme beni bulamadığı için çok teşekkür ederim.
16.03.2009
Bir prim yeter sevgilim
Evet ikindi üzerine kalmış öğlen yemeğimizi* yerken aşk acısına et böceğinin iyi geldiğini söyledikten sonra(ne alaka) şöyle de bir söz var dedi ve ekledi 'Morgan morgan nur nicht heute Sagen alle faulen Leute'
Meali: tembel insan yaratıcı olur durmak yok yola devam.Mükemel çevirinin imkansızlığı dil oyunları ve hermeneutik diyerek yalan yanlış bilgilerle dolu bir günlük yazımın daha sonuna gelirken hepinizi hesretle kucaklarım.
kıssadan hisse tembel olmayalım.
*öğlen yemeğinde gözüktüğüm bütün akşamlardan özür dilerim.
13.03.2009
postcard from my sister
Doğru söyleyenin dokuz köyden ve kasabadan kovulduğuna, dost ayağının yalan bir ayak olduğuna, öfkeyle kalkanın zararla oturduğuna inanasım gelmiyor. Hala ışınlanarak eve dönebileceğimiz bir teknoloji de bulunmadığına göre hayat oldukça berbat. Aaaa minnoş!!! Ama iyi olaylar da olmuyor değil kargo yolu ile eve gelen bir kitap, bir plak,bir el yapımı hediye ve bir fotoğraf haftayı çoktan kurtarmış durumda.Darısı darımızın başına.'En azından 'Başımız gözümüz sağ'..Bunu motto edinin e mi bebeklerim. Bu söze sevinmekten asla ve asla vazgeçmeyin e mi canlarım?Hele canlarım.
*mahallemizin köftecisi osman amcayı görünce dayanamayıp çocuklar gibi şen bir şekilde el salladığım için depresyonumdan özür dilerim.
*and special thanks to pititi.
5.03.2009
seldom freedom
4.03.2009
ikizlere takke
2.03.2009
Niyazi Köfteler
Kursta Ahmet'e sen Ömer Mısırsever'e benziyosun demişim hiç hatırmıyorum. Kim bilir kaç bünyeyi böyle çürüttüm. Efe'ye de ellerin emekçi eli gibi demişim 2003 yılı civarında.Şimdi biri elin güzel dediğinde hayır onlar emekçi eli diyomuş.Bu muhabbeti yaptığmız sene benim saçım iğrenç kusmuk rengi bir turuncuydu.Görseniz a dostlar gülebilirniz. Hatta konusu açılmışken o zamanlar daha festival kafalarında sanat filmi hayranı olan bünyem yalnız başına o istanbul filim festivali senin bu if benim gezerken(bi kaç filme yalnız gitmişimdir abartmaya gerek yok doğru yolu da buldum.yaşasın zombi filimleri)Film Tony Gatlif'in Exils filmi.Filmden hatrımda kalan iki üç şey: Bir çift vardı biir dalından eriği ısırıyorlardı ikiii özgür ruh durumları.çıplak ayak yağmur fln buraya kadar her şey çok güzeldi adeta bir yol filmi.Ama ta ki bu Fransız çift ruhsal arınmayı bir trans aiyininde bir şebi aruzda buluncaya dek.Bu sahne bittiğinde resmen bağırarak eeöhhh diye bir ses çıkartmışım. Ama delirticiydi inanın dostlar kaba biri değilimdir.Saygımdan otutur filmin sonundaki akışı izleyip bütün isimleri tek tek okurum. Ama biliyorsunuz ki sigarayla saygı olmaz.Sonra eskşi sözlükte utanmadan bağıran iğrenç saç renkli olarak anıldım bi süre.Bu noktayı açıklamak için allattığım hikaye epey yordu beni.Hep beraber: 'iki sıfır sıfır dokuz hazırız bekliyoruz'
Haftaya elo shity'de: Terkedildim çünkü teorileri, Umutsuz iş kadınlarına satış tüyoları ve bir takım hatıra ve acılar daha. Unutmadan dostlar fuck the pain away.
* Türkçe ezan okurken sesini kaydedemediğim cici dedemden, röportaj yaparken sesini kaydettiğim ama kayıtları deşifre edip de yayınlamadığım için yosi'den özür dilerim.
22.02.2009
21.02.2009
19.02.2009
anında bir ters u dönüş
öğlene doğru sınav sorularını atmaya başlama aşamasında kendi kendime kurban oldum.çocukluğumdan bu yana kendime aynada gülümsediğim ve kendi yanağımdan makas aldığım görülegelmiştir.
*bu günün ciddiyet dolu beklentisi:mimar sinan üniversitesi fen edebiyat fakültesi 208 nolu dersliğin adının serhan şeşen dersliği onun karşısındaki dersliğin adının da onursal yakupoğlu dersliği olarak değiştirilmesini talep ediyorum.bu gün hayattan beklentim bu.karşılayabilecek misin sevgili hayat?hayatım.
14.02.2009
13.02.2009
ampul in my heart
*arka fonda ağlayan a. hegarty sana dünyanın bütün sevgilerini yolluyorum.
ps. ayşegül sorum sana ampule kelimesini etimolojik olarak araştırsan kökü fransızca olmasa da sırf mutlu olayım diye evet der misin?gel etme gözleirm yaşlarla doldu bak kimse silmiyor hani zamanla kururdu şarkısını kim söylüyordu dersem söyler misin?gelinim olur musun?
12.02.2009
life please ragulate me!
kursta olan olaylar: Sosoyoloji mezunu tarihçi hemşire Saadet ablanın sevgilisi Nejat abi sürekli bana gelip yok Habermas yok kamusal alan sizin okulda bi hoca varmış gibi muhabbetler yapıyor.Remzi hoca çevirilerimi hiç beğenmiyor. Setenay onunla birlikte dünyanın tüm diğer kurslarına gitmem için israr ediyor.
eskişehirin hava durumu: deli gibi rüzgar fırtına. yağmur eken fırtına biçer eskişehir sana sesleniyorum bu ne hiddet?
11.02.2009
10.02.2009
elma armut kel mahmut
ağızda meyve varken iş yapılmaz halbuki.meyve şakaya gelmez.bazen o kadar üşeniyorum ki yere düşen bir şeyi ayağımın arasına sıkıştırarak alma yöntemi ya da sandalyeden inmeden çok uzaktaki bir nesneye ulaşma yöntemlerini kullanmaktan kendimi alamıyorum. konu meyve ya da meyvağlardan açılmışken yaklaşık 10 yaşlarında bir küçümenken(which küçümen oya küçümen) çok sevdiğim arkadaşım efe ve çok sevdiğim kuzenim cerenle yaşadığımız bir komik olayı burada sizlerle paylaşmadan edemeyeceğim sevgili elo shity fanları.Efe nedense tuvalet kapısının önünde bir yandan elma kemirirken bir yandan da bize hararetli bir takım sitrit faytır maceralarını anlatıyordu.bir anda nedense kapıya yaslandı kapı açık olduğu için tökezledi ve elindeki elma havaya fırlayıp kloetin içine löp sesiyle birlikte düştü.bu olaya yaklaşık 6 ay kadar gülmüştük. Evet erkeklerle meyveler üzerinden ilişki kurmamam gerek bunu da öğrendim sevgili biricik consun günlüğü.
*pazarda boyuna yakın olan tüm meyveleri dişleyen tüm cücelere ve çocuklara sevgiler ve hasretlerle.
5.02.2009
intivisyon
mahallemizin muhtar adaylarından biri şarapçıymış biri eski anaplı diğeri de akpli.şarapçı ilk tercihim.ilkokul arkadaşım burcu'nun annesinden yıllarca muhtarın azalığını yaptığı için hala tiksiniyorum.ah be mukadder teyze perma sana hiç yakışmadı.
Clerks izlemeye gidyorum sevgili elo çüzt.
4.02.2009
3.02.2009
alfin krizi*
Pisi:Mineciğim sarı çiçeğim bir adama şiir yazarsan seni terketmesi kuvetle muhtemeldir.hayat deneyimlerimle sabit.yalnız ingilizceyse işler değişebilir.
*küçük iskenderden ve iskender paydaş'tan özür dilerim.
25.01.2009
offspring konseri ya da diğer acılar
22.01.2009
arrested development
elo shitynin bir sonraki bölümünde: İlkokul arkadaşım sılayla 9 numaralı otobüste karşılaşıp konuştuklarımız ve hayat hakkında bir takım acı gerçekler daha.bekleyin asla pişman olmayacaksınız.
ikso ikso gosip görl.
NURİ'DEN(ANNEMİN TAKMA İSMİ OLDUĞU İÇİN) BİLGE'DEN(HOŞT DEDİĞİM İÇİN) CEYLAN'DAN(SAMİMİ TERCİH EDİP ONU SOKAĞA ATTIĞIM İÇİN) ÖZÜR DİLERİM.
Kocakarı ilacı kullanım biçimlerinin farklılığının yarattığı çok farklı insanlar olma duygusundan özür dilerim.
evet ayrıca özür sevgi ve öpücükler kısmı burda sakil durdu ama geleneklerimi devam ettiren biriyim.taşra rulez.
19.01.2009
dişler ruhun aynasıdır
15.01.2009
Love affair : my name is hiyar but everybody calls me hıy
cucumber fight against the world
Kendimi hıyar gibi hissediyorum
Hani ince kıyım doğrasalar beni Akdeniz cacık olur diyorum
Ve hatta Atlas okyanusu
ve hatta Hint okyanusu
Ve hatta hatta Büyük okyanus bile cacık olur diyorum
Böyle cacığa rakı mı dayanır
*hıyar:
Kabakgillerden, uzun, iri meyveli, sürüngen, bir yıllık otsu bir bitki
cucumis sativus ya da bknz hıyarşembe
10.01.2009
6.01.2009
3.01.2009
periferi life
*TORBA DEDİĞİM TÜM POŞETLERDEN ÖZÜR DİLERİM













































